16 Eylül 2018

Avrupalılar'ın Mekke Merhemi İle Güzellik Arayışı


Avrupalılar'ın Mekke Merhemi İle Güzellik Arayışı


Ev yapımı yüz kremi

  
                İnsanlık tarihinde bazı şeyler hiç değişmiyor. Aşk uğruna olmadık şeyler yapılması mesela. Normalde olmasına kesinlikle ihtimal vermeyeceğiniz, kesinlikle mümkün gözükmeyen, saçma bulunan şeyleri yapıyor insan aşık olunca. Yanlış anlaşılmasın, bundan kasıt olumsuz şeyler falan değil. Normal şartlar altında asla olmayacak denen şeyler bile bu duygu sayesinde yapılabiliyor. Okuduğunuzda hayret ettiğiniz, bu kelimeleri nasıl olup da bir araya getirebildiğine anlam veremediğimiz ama mest olarak, zevk alarak okuduğunuz şiirleri yazdırıyor, şarkıları söyletiyor bu “şey”.
               

Tarih tekerrür etmez ama, bazı şeyler hiç değişmez

Neandertaller tarafından yapılan çeşitli takılar

                İnsanlık tarihi boyunca değişmeyen birçok şey var aslında. Para ve güç hırsı da hep var olan hislerden ve bu hislerin en kuvvetlilerinden birisi. İnsan tarih boyunca hep daha iyisine sahip olmak istemiştir. Para, bilim, siyasi veya sosyal güç, iktidar ve daha birçok şey de bu daha iyisine sahip olma arzusunun sebebi ve sonuçlarındandır. Keza aynı şey güzellik için de geçerli. Erkekler daha yakışıklı, hanımlar ise daha güzel olmak için çabalayıp durmaktadır. Bu çaba da tarih boyunca ve hatta tarih öncesi dönemlerde dahi mevcut olmuştur. Örneğin modern insan olan bizlerin binlerce sene evvel nesli tükenmiş kuzenleri olan Neandertal, Denisova insanı gibi canlıların dahi bilezik, kolye vb. gibi takıları kullandıklarını biliyoruz. Hal böyleyken biz modern insanların ve özellikle de kadınların daha güzel gözükmek için çabalaması gayet normal geliyor kulağa. Bunun için kozmetik ürünlere başvurduklarını da uzun zamandır biliyoruz.

Denisova insanı tarafından yapılan bileklik

Merdiven altı üretilen ürünler nedeniyle canı yananlar


                Ara ara haberlerde görürüz veya okuruz: X ürününü kullandığı için yüzü bu hale geldi! Şu kremi sürdükten sonra yüzü mahvoldu! O iğneyi oldu, tanınmayacak hale geldi! Bu haberlere herhalde artık aşina olmuş duruma geldik. Fakat, durum geçmişte de farklı değildi. Bundan yüzlerce yıl önce de benzer şeyler yaşanıyor ve o dönem de kullandığı kozmetik ürün nedeniyle sıkıntı yaşayan kadınlar oluyordu. Bu durum, bazen hanımların ürünü yanlış kullanmasından, bazen sahtekarların daha kolay para kazanmak uğruna hileli ürün satmasından kaynaklanmakta. Bu durum geçmişte de böyleydi. Hatta dönemin en elit en zevkli kadınları bile bazen bu duruma düşebiliyorlardı.

Avrupalılar’ın Mekke merhemi çılgınlığı


                Bundan 200 küsür sene evvel, 18. yüzyılda İstanbul merhemi yahut Mekke merhemi yahut Kabe yağı veya Kabe kokusu denen bir krem çok meşhur olmuştu. Avrupa’da zaman zaman doğunun bazı ürünleri, örneğin meyveleri, Türk odası gibi mimari ve sanat tarzı, kıyafetleri moda olmuştur. Bu defa da yukarıda ismi geçen Mekke merhemi çılgınlığı başlamıştı. Avrupalı kadınlar, bu elde etmesi çok zor olduğundan aşırı pahalı olan merhemi elde edebilmek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Tabii ki parası yetene… Bu merhem, aslen bir ağaç türünün gövdesinden yaz vakti kendiliğinden sızan damlaların toplanmasıyla yapılıyordu. Haliyle, bu kadar zor yapılıyor olması, merhemin çok pahalı olmasına sebep oluyordu ve bu nedenle de benim diyen soylu bile zorlukla alabiliyordu. İstanbul’da bile saraya ancak sınırlı miktarda girebiliyordu. Avrupalı hanımların elde etmesi daha zordu. Bu nedenle ağacın gövdesini, dallarını ve yapraklarını kaynatarak ikinci sınıf bir merhem daha elde ediliyordu ki bu merhem, ulaşılması daha kolay olsa da aslı kadar etkili değildi tabii ki.

                Fransız sarayından gelen sipariş


                Güzin Özen Yılmaz’ın Elçiye Zeval Olmaz kitabından detayını öğrendiğimiz bir hadiseye göre bu merhem, Avrupa ve özellikle Fransız ve İngiliz soylu hanımları arasında oldukça popülerleşmişti.
Sahip olduğu Türk odasıyla da bilinen
Fransa kralı 15. Louis'nin gözdesi Madam Pompadour

                Fransa kralı 15. Louis’nin gözdesi olarak tanıdığımız Madam Pompadour, 1762 yılında Fransa’nın Osmanlı elçisine oldukça ilginç bir sipariş verir. Bu siparişe göre Pompadour, Fransa’nın İstanbul’daki elçisi Vergennes’e 4 büyük şişe Mekke merhemi sipariş etmiş, bu işin bir an evvel halledilmesi için de Dışişleri yetkililerini devreye sokmuştu. Yalnız bir problem vardı. Yukarıda bahsettiğim gibi, bu merhemi bulmak zaten başlı başına zordu, ülke dışına çıkarmak ise bambaşka bir dertti. Bu durumu bilen Madam Pompadour, ikinci sınıf merhemin de kafi olacağını yazarak elçinin işini kolaylaştırmıştı.

Merhemden yüzü yanınca illallah eden leydi


                Bu merhemin meraklılarından biri de Türkiye’den yolladığı mektuplardan tanıdığımız Leydi Montagu idi. Leydi Montagu Türk kadınlarının güzelliğine hayran kalmıştı. Türkiye Mektupları 1717-1718 adıyla yayınlanan mektuplarında bundan bolca bahsetmektedir. O da daha güzel görünmenin yollarını aramaktaydı. Bunun bir sonucu olarak da meşhur Mekke merhemi ile o da tesadüf etmekten geri kalmadı ve hemen bir şişe alıverdi. Aldığı gibi de daha güzel olma ümidiyle yüzüne sürdü. Yalnız bir sorun vardı. Leydinin yüzü aniden kızarmaya, şişmeye başlamış, kısa süre içinde de acılar çekmeye başlamıştı! Hatta durum o hale geldi ki, Leydi Montagu yüzünün aldığı hal nedeniyle evinden dışarı bile çıkamaz oldu. Durum bu hale gelince de İngiltere’nin Osmanlı sefiri kocası Lord Wortley’den azar dahi işitti. Lord Wortley, bir daha bilmediği şeyleri alıp yüzüne sürmemesini söylüyordu. Neyse ki bir süre sonra Leydi Montagu’nun yüzü iyileşti ve eski haline döndü. Fakat, aynaya baktığında hiçbir fark göremiyordu. Sürdüğü ve efsane halinde dillerden dillere dolaşan merhemin hiçbir etkisini göremiyor gibiydi. Bu nedenle de etrafında bulunanların kendisine yüzün ne kadar da güzel olmuş, çok hoş gözüküyor diyenlere bir türlü anlam veremiyordu. Bu durumu, 1717’de tanıdığı ve kendisinden bu merhemden göndermesini istediği bir başka leydiye yazdığı mektupta anlatmıştı. Mektupta, hiç anlam veremediği halde Londra ve Viyana’da tanıdığı ne kadar kadın varsa hepsinin bu merhemi istediğini, onunsa bunu hiç anlamadığını, çektiği acıya tekrar katlanmaktansa tabii görünüşüyle kalmayı tercih edeceğini söylüyor ve yine de bunlara rağmen ona bu merhemden göndereceğini yazıyordu.

Prospektüsü okumak önemli


Leydi Montagu
                Leydi Montagu’nun başına niye böyle bir bela geldiğini de yine Güzin Özen Yılmaz’ın kitabından öğreniyoruz. Anlaşılan o ki, bu merhem, herkese ve her cilde göre değilmiş. Kitaptan öğrendiğimize göre 19. yüzyılda Fransa ve İngiltere bu merhem hakkında çeşitli kitaplar çıkmakta ve bu kitaplarda da merhemin nasıl uygulandığı anlatılmaktaydı. Kitaplara göre merhem, nadiren saf şekilde uygulanmakta, doğrudan uygulandığında ciltte ağır tahriş, kızarıklık, şişkinlik ve morartıya sebep olduğundan birtakım seyrelticiler ile karıştırılıp inceltildikten sonra cilde uygulanmakta imiş. Maalesef kendisine verdiği bazı bilgilerden ötürü müteşekkir olduğumuz Leydi Montagu ise çok büyük ihtimalle bu bilgiden yoksun şekilde doğrudan doğruya merhemi cildine sürerek tahriş olmasına sebep olmuştu.

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Tavsiye Edilen Sayfalar