26 Nisan 2018

Uçmaya Çalışan İlk Türk’ün Sonu Felaket Oldu


Uçmaya Çalışan İlk Türk’ün Sonu Felaket Oldu


Hepimizin bildiği bir olay vardır: Hazerfan Ahmed Çelebi adındaki biri, Osmanlı döneminde, 17. yüzyılda Galata Kulesi’nden atlayarak üzerindeki kıyafet ve kurduğu düzenek yardımıyla uzun sayılabilecek bir mesafeyi “uçarak” geçmeyi başarmıştır. Bu muazzam olayın doğruluğu kimileri tarafından tartışılır ve hatta doğru olmadığı söylenir. Bu tartışmaya girmeyeceğiz. Uçmayı deneyenlerden bir diğeri de Lagari Hasan Çelebi’dir. Yalnız Lagari’nin hikayesi daha farklıdır; şenlikler sırasında barut doldurulmuş bir kafes tarzı düzenek yaparak içine girer ve bununla kendini havaya uçurur. Bir nevi roketle havaya uçmuştur. Evliya Çelebi’nin anlattığı bu kişi, bazı Avrupa seyyahlarının ve elçilik heyeti ressamlarının çizimlerinde de görülür. Bir diğer “uçan Türk” olarak ise Nişabur’da bir caminin tepesinden aşağı atlayarak uçmayı deneyen ama yere çakılan İsmail Cevheri’nin ismi geçer. Fakat ben bunlardan ziyade, şimdiye kadar pek üstünde durulmamış bir başka uçma denemesinden bahsedeceğim. Uçmayı deneyen kişinin ismi bilinmiyor. Olay ise Türkiye Selçukluları döneminde, 1162 senesinde geçmekte.




Lagari Hasan Çelebi'nin temsili çizimi

Anadolu Hakimiyeti İçin Ne Gerekiyorsa


Sene 1162’ye geldiğinde durum nasıldı ? Malazgirt’in üzerinden yaklaşık 90 sene geçmiş… Türkiye Selçukluları kurulmuş ve hatta Haçlı Orduları Anadolu’dan geçmiş, kontluk ve krallıklarını kurmuşlar, Bizans yavaş yavaş toparlanırken Selçuklular da nice badireler atlattıkları bu topraklarda iyice tutunmak, yerlerini sağlamlaştırmak, kök salma mücadelesini veriyorlardı.
1155’te tahta 2. Kılıçarslan geçmiş, geçtiği gibi de taht mücadelesi içinde bulmuştu kendini. 2 sene sonra bu mücadeleyi kazandı. Yalnız bu defa da Bizans imparatoru 1. Manuel Kommenos’un radarına iyiden iyiye girer oldu. Zira onun döneminde Selçuklular yeniden kıyı bölgelerine akınlar yapmaya başlamıştı. Bizans imparatoru Manuel Kommenos’un Çukurova seferi dönüşü bazı Türkmen gruplarının imparatorun ordusuna büyük kayıplar verdirmesi de işin tuzu biberi oldu. İmparator bunun üzerine bir plan yaptı; dönemin diğer Türk beyleri olan Danişmendli Yağıbasan, Kayseri Meliki ve Malatya Hakimi, Musul Atabeği Nureddin Mahmud gibi önemli kişilerle Sultan 2. Kılıçarslan’a karşı ittifak kurdu.

İttifaktan Kurtulmak Adına Yeni Bir İttifak

Selçuklu ordusu

Sene 1162’ye gelmişti. Türkiye Selçuklu Sultanı 2. Kılıçarslan, çıkış yolu olarak Bizans’ı yanına çekmek gerektiğini düşünüyordu. Nitekim bu yeni bir şey değildi. Daha önce, çok daha önce, devletin kurucusu Süleymanşah’tan babası 1. Mesud’a kadar birçok Selçuklu sultanı ile Bizans imparatoru arasında dönem dönem ittifaklar kurulmuştu. İşte 2. Kılıçarslan da bu sebeple hemen bir hazırlığa girişti, yanına da müttefiki olan Musul Atabeği Nureddin Mahmud’un kardeşi ve 1000 adamını da alarak İstanbul’a imparatoru ziyaret etmek için yola çıktı. İstanbul’a ulaştılar da. Yalnız bu İstanbul ziyareti için Bizans kaynaklarının bakışı biraz farklıdır. Haliyle bazı Bizans kaynakları bu ziyaret için sultanın imparatorun ayağına geldiğini ve kimin büyük olduğunun görüldüğünü yazar. Bazı kaynaklar biraz daha tarafsız baksa da, genel anlayış bu olmuştur.

İstanbul’da Bir Garip Türk


Sultan 2. Kılıçarslan'ın mezarı
Sultan, maiyetiyle birlikte İstanbul’a girmiştir. Burada büyük gösterilerle, merasimlerle, ziyafetlerle ve mükafatlarla karşılandı. Kaynakların anlattığına göre; imparator, Sultan Kılıçarslan’ı gayet iyi karşılamış, hemen her akşam onuruna ziyafetler vermiş, oyunlar oynatmış, gösteriler düzenlemiştir. Rum ateşi olarak bildiğimiz Grejuva yani sıvı ateş ile tutuşturulan sandal ve kayıklara varana kadar çok çeşitli etkinlikler düzenlendi. İşte bunlardan bir tanesinde, bir yarış sırasında çok ilginç bir olay yaşandı.
Bizans tarihçilerinden Niketas’ın detayını verdiği olay şöyle oldu: Sultan Kılıçarslan ile beraber İstanbul’a gelen Türkler’den biri şimdi mevcut olmayan bir stadyumun tribün kısmında kule kadar uzun ve geniş bir sütuna tırmandı. İsmi bilinmeyen bu Türk; çok uzun ve geniş, içine takılan çemberlerle şişirilmiş beyaz bir giysi giyiyordu. Kaynağın tasvirine göre şimdilerde adrenalin tutkunlarının kullandığı uçuş tulumu da denen “wingsuit” benzeri bir kıyafet giymiş olan bu Türk, sütunun tepesinden stadyumdaki insanlara stadyum üzerinden uçacağını ilan etti. Haliyle orada bulunan herkes bu garip iddiayı ortaya atan ve upuzun sütunun tepesinde uygun rüzgarın çıkmasını bekleyen adamın ne yapacağını beklemeye başladı. Beklediği rüzgar gelmedi. Bundan dolayı halk arasında homurdanmalar başladı ve oradaki güruhun içinden bazıları gemi yelkenine benzettikleri kıyafetten dolayı tepede kuş gibi tünemiş olan adamla alay ederek “Haydi yelkeni aç, haydi uç” veya “Ulan Arap(Kaynaklarda Türkler’e Arap veya Fars diye hitap edildiği de olur) bizi daha ne kadar bekletecek ve kule üstündeki rüzgarı daha ne zamana kadar ölçeceksin!” diye bağırmaya başladı. İşin garibi hem imparator Manuel Kommenos hem de sultan 1. Kılıçarslan o an oradaydı ve adamın ne yapacağını onlar da merakla bekliyorlardı.

Yakın zamanda restore edilen 2. Kılıçarslan hamamı

Pazarda Alay Konusu Oldular


İmparator bir tatsızlık çıkmasını istememiş olacak ki hemen bir adamını gönderdi ve uçmak üzere uygun rüzgar bekleyen Türk’ü vazgeçirmeye çalıştıysa da olmadı. Bu sırada Kılıçarslan da bir yandan başarırsa büyük iş yapmış olacağından dolayı gururlu, ama öte yandan doğurabileceği sonuçlar itibariyle de büyük endişeyle kan ter içinde, merakla beklemekteydi. Nihayet kuvvetli bir rüzgar esmeye ve kanat olarak kullandığı kumaşları şişirmeye başladı. Adam, istediği tarzda bir rüzgar olduğunu düşünerek kendini o upuzun sütunun üzerinden bırakıverdi! Baştaki rüzgarın etkisiyle havada bir müddet süzülmeye başladı. Ellerini öne doğru uzattı, esen rüzgarın yönüne göre kendini ve kıyafetini ayarlamaya çalışarak, büyük de bir özen göstererek kıyafetinin yardımıyla kollarını iki yana açtı ve kollarını çırpmaya başladı. Kıyafetinden dolayı kuş gibi gözüküyordu. Yalnız hesabı doğru değildi ve rüzgar beklediği gibi esmedi. Zavallı adam, havada kısa bir süzülmenin ardından tepetaklak oldu başüstü yere çakılıverdi! Bütün kemikleri kırılarak oracıkta can verdi.
Bu olay, şehrin sakini olan Bizanslılar için bir alay malzemesi oluverdi! Hatta o kadar ki, sultanın maiyetindekiler ne zaman pazara çıksa ne zaman alışveriş yapmaya gitseler etraftakiler toplanıp bu konuyu hatırlatacak hareketler yapıyor, bazıları ellerindeki metalleri birbirine vuruyor, alaycı sözler söyleyerek bu olayı sürekli hatırlatıyorlardı. Ve böylece kaynaklarda detayıyla anlatılan İstanbul’daki ilk uçma denemesini yapmış olan bir Türk’ün hikayesi de son buluyordu.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Tavsiye Edilen Sayfalar