15 Mart 2017

Türkiye’nin ilk “istenmeyen adam” ilan edilen diplomatı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’mız değildi

Türkiye’nin ilk “istenmeyen adam” ilan edilen diplomatı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’mız değildi

Persona non grata yani "istenmeyen kişi" yahut "istenmeyen adam"





Bundan 2 gün önce tüm ülke olarak hepimizi sinirlendiren ve üzen bir gelişme yaşandı ve daha önce yaşanan gerginlikleri zirveye taşıyan bir hamle ile Hollanda, karayolu ile elçilik binası yani uluslararası anlaşmalara göre kabaca “Türk toprağı”na gitmeye çalışırken engellendi ve bunun akabinde de sınır dışı edildi. 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız ile Hollanda
polisinin müzakeresi
Siyasi görüşü ne olursa olsun hiçbir diplomatik teamüle ve nezakete uymayan bu uygulamanın, bir Türk bakanına, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi bakanına yapılması olması ise bizleri elbette oldukça sinirlendirdi ve üzdü. Hollanda ve Türkiye arasında bir diplomatik kriz çıktı ve iki ülke ilişkileri de resmi düzeyde kesilmiş oldu. Yaşanan bu durum ise benim hatrıma geçmişte yaşanmış bir başka diplomatik krizi ve bakanlık düzeyinde olmasa da yine de önemli bir diplomatımızın “istenmeyen adam” ilan edilerek hiçbir nezakete sığmayan ve hatta terbiyesizce sınırdışı edilme hadisesini getirdi. Yalnız bundan önce Hollanda ile ilgili ufak bir-iki bilgi vermek istiyorum…

Tarihi ilişkiler


Osmanlı-Hollanda arasındaki “resmi” ilişkiler bundan tam “405” sene öncesine, 1612’ye dayanmaktadır. Avrupa’da bağımsız bir güç halini almaya başlayan Hollanda henüz bağımsız bir devlet statüsünde değildi. Buna karşın özellikle ticaret alanında büyük bir faaliyete giriştiler ve bu ticaret faaliyetlerini geliştirmek aynı zamanda da resmi ve bağımsız bir ülke olarak tanınmak için Osmanlı ile ilişkiler kurulmaya başlandı. Bu ilişkiler 1580’lerde başladı ve Akdeniz sahasına inmek isteyen Hollanda tarafından 1612’de zirveye taşındı.

Şeyh elinden gelen bağımsızlık ahdi


Hollanda elçisi Cornelis Haga
1612’de elçi sıfatıyla Cornelius Haga İstanbul’a geldi ve Hollanda’nın hem resmiyet hem de ticaret alanında imtiyaz alabilmesi için çalışmalar başlattı. Haga’nın bu faaliyetleri, daha önceden imtiyaz alan İngiltere, Fransa, Venedik gibi ülkeler tarafından engellenmeye çalışıldı.  Haga ise henüz padişah ile görüşemediği için istediğini tam olarak alamamış, o günlerde padişahın da meşgul olmasından dolayı pek de görüşebilecek gibi durmuyordu fakat bir iş oldu, hiç beklenmedik şekilde istediğine ulaşmış oldu.

Diğer devletlerin oyunlarını gören Vezir Halil Paşa, Hollanda elçisi Haga’yı himayesine aldı ve “ben bu işi hallederim” diyerek elçiyi bir kayığa bindirip Üsküdar’a geçirdi. Sarayda ve özellikle de 1. Ahmed nezdinde büyük itibarı bulunan Şeyh Aziz Mahmud Hüdayi’nin elini öptürdü. Bu haber saraya ulaşınca kendisine öncelik verip padişah huzuruna çıkarıldı ve yapılan görüşme neticesinde ticari imtiyazlar verildi ve Hollanda da resmen tanındı, elçi ise büyükelçi statüsüne kavuşmuş oldu.

Operada patlak veren diplomatik kriz


Hollanda ile yaşadığımız diplomatik krizin bir benzerini ise bundan tam 63 önce Kahire’de Mısır ile yaşamıştık… Türkiye’nin o dönem Kahire Büyükelçisi olan Fuad Hulusi Tugay, kısa süre önce darbe ile başa gelmiş olan Abdülnasır ile münakaşaya girince olanlar olmuş, hemen aynı gece “istenmeyen adam” ilan edilerek hiçbir nezaket ve diplomatik teamüle uymayan yollar ile sınırdışı edilmişti…
Mısır Kralı Fuad

Mısır’da karışık günler


Türkiye’nin o dönemki Kahire Büyükelçisi Fuad Hulusi Tugay, Osmanlı’nın meşhur asker diplomatlarından Deli Fuad Paşa’nın soyundan gelmekteydi ve meşhur Osmanlı asker ailelerinden birinden gelme olan Emine Tugay ile evliydi. Üstelik Fuad Tugay’ın eşi Emine Tugay, 1952’de askeri darbe ile devrilen Mısır Kralı Faruk’un kuzeniydi ve prensesti.
Türk Büyükelçisi Fuad Tugay ve eşi Emine Tugay
Mısır’da 1952’de darbe olmuş, darbe ile Kral Faruk devrilmişti ve o dönemin Mısır basınında kraliyet rejiminin aleyhinde bolca yazı çıktığı gibi hanedan yani kraliyet ailesi ile ilgili de aleyhte çokça yazılar çıkar olmuştu. Bir müddet sonra bu yazılar, eleştiri sınırlarını aşmaya başlamış ve hatta ağır hakaret derecesine varmaya başlamıştı. Emine Tugay da  Kral Faruk’un yakın akrabası olması yetmiyormuş gibi bir de aktif bir üst düzey diplomatın eşi olarak halen daha göz önündeydi ve bu onlar için kabul edilemez bir durumdu… Yazılan yazıların ağırlığı iyiden iyiye arttığı ve haddi aşmaya başladığı günlerde ise Fuad Tugay önce raporlar yazmış, dikkate alınmayınca görevden alınması yahut başka bir yere tayinini isteyen taleplerini iletmiş fakat Türk hariciyesi tarafından hiçbiri kabul görmemişti.

Eli havada kalınca…


Fuad Tugay’ın bu geri çekilme talebine karşılık; ancak 1954’ün sonunda gelmişti ve o da eşini İstanbul’da bırakarak Kahire’ye, dönüş hazırlıklarını yapmak için gitmişti. Bu esnada Kahire’de bir davet verilmiş ve Mısır’ın sosyetesi ve bütün diplomatik personel de davetliydi. Bunların arasında da darbeciler ve Abdülnasır hakkında olumsuz ifadeler kullandığı herkesçe bilinen Türk büyükelçisi, Fuad Tugay da bulunuyordu.
Kahire Operası’ndaki bu program tamamlanmış, darbe sonrası dönemin güçlü ismi Cemal Abdülnasır tarafından kordiplomatik için nispeten küçük bir kokteyl veriliyordu. O günlerde de daha önce bahsettiğim bu basının adeta taciz halini almış yazıları iyice zıvanadan çıkmış, Emine Hanım hakkında “Kralın pezevengi” gibi ifadeler kullanacak kadar ortalık alevlenmişti. Kokteyle davetleri olan diplomatlar kokteyl salonuna geçmiş ve Abdülnasır’ı bekliyorlardı. Abdülnasır geldi, büyükelçilerin ve diplomatların elini sıkmaya başladı… Sıra bizim büyükelçimize geldi ve tokalaşmak için elini uzattığı sırada Fuad Tugay “Ben yalnızca centilmenlerin elini sıkarım” dedi ve Abdülnasır’a, onun aleyhinde bir takım sözler ettikten sonra muhatabından cevap bile beklemeden arkasını dönüp daveti terketti…
Dönemin Mısır gazetelerinde Türk elçiliği ile ilgili
çıkmış bir haber

Nezaketsizlikte sınır tanınmadı


Bütün kordiplomatiğin önünde böyle bir hakarete uğrayan Abdülnasır tabii ki boş durmadı. Hemen o gece, Türk Büyükelçi Fuad Tugay, aynı geçen gün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız hanımefendi gibi persona non grata yani “istenmeyen adam” ilan edildi ve protokole göre ülkeyi terketmesi için 48 saat süre verildi. Bu süreyi bile beklemeyen Fuad Tugay, ülkeden ayrılmak için havaalanına gitti fakat orada bizim açımızdan daha büyük bir rezalet yaşandı!

Fuad Tugay, havaalanında bagaj sırasında
Bütün diplomatik nezaket ve teamüller bir kenara bırakılmış ve adeta düşmanca bir tavır sergilenmeye başlanmıştı. Normalde diplomatlara özel olan salondan uçağa alınması gereken büyükelçi, bu sıraya alınmadı ve normal yolcu sırasına alındı. Bununla da kalmayıp bütün bagajları açıldı ve bagajı, çamaşırlarına varıncaya dek didik didik arandı, bu esnada da Mısırlı gazetecilere bolca fotoğraf çektirilerek ertesi günlerde çıkan gazetelerce basıldı. 
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar