4 Şubat 2017

Sultan Mehmet hanginizdir ?

Sultan Mehmet hanginizdir ?

Divan-ı Hümayun'u gösteren bir çizim

Fatih Sultan Mehmet sadece İstanbul’u almamış, o güne kadar yükselmekte olan bir devleti tam olarak imparatorluk haline getirmişti. İmparatorluğa dönüşen bir devletin de bazı geleneklerinin değişmesi gerekiyordu. Örneğin; Fatih’ten önceki padişahlar vezirleri ve ailesiyle birlikte yemeklerini yer, bugünün bakanlar kurulu diyebileceğimiz divan kuruluna bizzat başkanlık eder ve buraya gelen halk tarafından da rahatça görülebilirdi.

Padişah ulaşılmaz ve erişilmez olmalı


Bu yukarıda bahsettiğim gelenekler, artık imparatorluk vasfını taşıyan bir devlette devam edemezdi. Bundan dolayı Fatih Sultan Mehmet büyük bir değişikliğe gitmiş, kendini ulaşılmaz ve erişilmez bir makama taşımıştır. Yani hükümdarı “sıradan” yahut “sade” biri olmaktan çıkarmıştır. Ondan sonra artık padişahlar yemeklerini yalnız yemeye başlamış, Divan-ı Hümayun denen divan kurullarına ise başkanlık yapmayı bırakıp kafesli pencereler arkasından izlemeye başlamış, bu sayede de imparatorun layık olduğu “yüceliğe” erişmiştir. Bu gelenek, Osmanlı’nın son dönemine kadar devam etse de arada buna aykırı davranış örnekleri de olmuştur. Örneğin Genç Osman olarak bildiğimiz Sultan 2. Osman, birçok tarihçiye göre bu nedenle öldürülmüştür zira yaptığı bazı işler neticesinde padişahların o “yüce” yahut “ulaşılmaz” kimliğinden çıkıp “sade” biri haline gelmiştir.

Davaların görüldüğü Ayak Divanı


Fatih Sultan Mehmet’in kendisini bu şekilde geri plana çekmesine sebep olarak ise bazı kaynaklarda geçen bir rivayeti aktarmak istiyorum.

O günün temyizi olan büyük divana çıkmak bir haktı ama…


Bugün mahkemenin verdiği karar beğenilmezse itiraz edilip temyize gidilir, duruma göre gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne kadar başvurulabilir. Bu durum Osmanlı’da da farklı değildi; hukuki bir konuda dilekçe vererek başvurabilir, yerel yöneticiler hakkında şikayette bulunulabilir yahut yerel mahkemede kadının verdiği karara itiraz edebilirdiniz.
Henüz Fatih Sultan Mehmet’in divana başkanlık ettiği günlerden birinde yaşlıca bir Türkmen de bu hakkını kullanmak adına saraya gelmişti. Normalde belli protokolleri olan, bu protokol kuralları çerçevesinde başvuruların alınıp ilgili dava yahut şikayet görüşülürdü fakat nasıl olduysa bu Türkmen, divan kuruluna kadar gelmeyi başarmış, yaşadığı olay neticesinde epeyce hiddetlenmiş şekilde divanın toplandığı yeri adeta basmıştı. Basmıştı ama o zamanın Divan-ı Hümayun üyeleri olan vezir-i azam, vezirler, kazaskerler, nişancı, defterdarlar ve pek tabii padişahtan oluşan büyük bir heyeti karşısında görünce şaşırmış, şikayetini bizzat iletmek istediği sultanı da tanıyamamış, “Devletlümüz Sultan Mehmed hangünüzdür” diye soruvermişti.
Divan-ı Hümayun'un kurulduğu Topkapı Sarayı'ndaki Kubbealtı
Olayın akıbetinin ne olduğu bilinmiyor, mutlaka adamcağızın şikayetiyle ilgilenilmiştir fakat yaşanan bu durum ve sıradan birinin divanın kurulduğu yere kadar rahatça girip İstanbul fatihine karşı bu denli sıradan biriymiş gibi davranması, Fatih Sultan Mehmet’i bir hayli hiddetlendirmiş ve bunun neticesinde de Kubbealtı’nda yapılan bu toplantılara bizzat başkanlık etmeyi bırakmış, onun yerine Kubbealtı’nı görebileceği sarayın Adalet Kulesi’nin kafesli bir penceresinden izlemeyi tercih etmiş ve bir geleneği başlatmıştır.


Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar