3 Ocak 2017

Tarih ve edebiyat gündemini altüst eden aşk; Rabia Hatun

Tarih ve edebiyat gündemini altüst eden aşk; Rabia Hatun






İsmail Hami Danişmend
Son zamanlarda çok acı günler geçiriyoruz. Siyasetin hararetli gündeminden, terörden, savaştan biraz olsun uzaklaşmak ve “vay be” dedirtecek, yaklaşık 70 sene önce ülkenin gündemine oturmuş ve birkaç ay boyunca üzerinde büyük tartışmaların döndüğü hazin ve aynı zamanda muazzam bir aşkın sonucu olan bir şiir meselesine götürmek istiyorum sizi. “Eski Türkiye”nin bir döneminin en önemli meselesi bu okuyanı kendine hayran bırakan şiirler olmuştu.

Ortaçağdan seslenen bir hanım şair


Yaklaşık 70 sene önce, 1947 yılının bahar aylarından itibaren dönemin önemli dergilerinden olan Aile mecmuasında bazı şiirler yayınlanmaya başlanır. İsmail Hami Danişmend’in yayınladığı bu şiirler, Rabia Hatun adını taşıyan, bundan birkaç yüzyıl önce yaşadığı söylenen bir hanım şaire ait olduğu iddia edilen bu şiirler, okuyanı adeta anında vuran, hem dilinin güzelliği hem de içerdiği his sebebiyle insanı kendinden geçiren güzellikteydi. Azerbaycan lehçesini andıran bir erken dönem Anadolu ağzında yazılan bu şiirler, çok kısa bir sürede herkesi kendine hayran bırakmıştı.

İsmail Hami Danişmend'in el yazısı ile
Rabia Hatun şiiri 
Pâyın sadâsı gelse de sen hiç gelmesen
Men dinlesem kıyamete dek, vuslat istemem!
Bulsam izinle semtini, ol semte irmesem
Aşsam zamanı hasretin encâmı gelmeden
--
Olsandı sen semâ, olsandı sen havâ,
Alsamdı men senî dem dem, nefes nefes!
Olsandı sen zaman, olsamdı men mekân,
Eflâki dolduran bir aşk olurdu bes!
--
Bir kâsedir alav dolu gönlüm, yanâ yanâ
Men tâ senün yanunda dahî hasretem sanâ!
Yaşlar dökende söndüremez âteşimi sû:
Sunsan elünle kaanumu içsem kanâ kanâ!
--
Gül âşık olup bülbüle feryâd ediverse,
Bülbül onu ihmâl ile berbâd ediverse;
Dünyâ dönerek tersine şark eylese garbı,
Cânân bize hasret çekerek yâd ediverse!

Bütün gündemi altüst edip değiştirdi


Şiirlerin yayınlanıp bu kadar büyük bir yankı uyandırınca büyük de bir tartışma başladı. Dönemin büyük tarihçileri ve edebiyatçıları birbirine girdi.
Bazı edebiyatçılar mısralarda kullanılan birkaç kelimenin ve ifadenin, şiirlerin yazıldığı döneme uygun olmadığını söyleyerek İsmail Hami Danişmend’e yüklenmeye başladılar.

İstanbul basını birbirine girdi


Yaklaşık bir yıl sonra, 1948 yılında ise tartışma iyice alevlenmiş, edebiyatçılardan sonra köşe yazarlarının da tartışmaya katılmaları ile beraber o dönemin İstanbul basını adeta birbirine girmişti. Haziran ayında Hürriyet gazetesinde yazdığı yazılar ile konunun üzerine giden Nihad Sami Banarlı, Rabia Hatun’a atfedilen bu şiirlerin dil ve üslup olarak eski olmadığına dair bir dizi yazı yazmış, ona da Şevket Rado tarafından cevap verilmiştir. Daha sonra işin içine dönemin ünlü yazarlarından İsmail Habip, Semih Mümtaz, Abdülkadir Karahan, Bedii Faik, Halit Fahri Ozansoy dahil olmuş, son olarak da büyük tarihçi Fuad Köprülü’nün Kasım 1948'de Rabia Hatun Masalı adı altında Vatan gazetesinde kaleme aldığı makale neticesinde şiirleri yayınlayan İsmail Hami Bey bir açıklama ile olayı açıklığa kavuşturmuştur.

İsmail Hami Danişmend'in el yazısı ile
Rabia Hatun şiiri -2

Ölüleri rahat bırakın, arkasından konuşmayın


Gelen bütün bu baskılar sonucunda İsmail Hami Bey daha fazla dayanamamış ve bu şiirlerin 1947’de vefat etmiş olan hanımı Nazan Danişmend’e ait olduğunu açıkladı.
Kısa süre sonra da daha önce parça parça yayınlanan bütün bu şiirleri “Rabia Hatun Şiirleri” adı altında bir kitapta topladı fakat yazdığı bir önsöz yüzünden tartışma tekrar alevlendi zira orada şiirlerin hanımına ait değil, kendisine ait olduğuna yönelik bazı ifadeler kullanmıştı.

İsmail Hami Danişmend - Rabia Hatun Şiirleri kitabı

Seneler sonra aydınlanan mesele


İsmail Hami Danişmend, 1947 yılında vefat eden eşi Nazan Hanım’dan sonra, 2000’li yılların başında vefat eden İclal Hanım ile evlenmişti. Olayın aslı seneler sonra, yeğeni geçmiş yılların ünlü Beşiktaşlı futbolcusu olan Metin Tekin aracılığıyla Murat Bardakçı’ya ulaşan, İclal Hanımın özenle sakladığı İsmail Hami Danişmend’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı defterler ile ortaya çıktı. Bu defterlerde hem o meşhur Rabia Hatun şiirlerinin İsmail Hami Danışmend’in el yazısı ile olan asılları ve daha da önemlisi İsmail Hami Bey’in ölen eşine olan aşkını anlatıyordu.

Havaya baktım: Onun teneffüs ettiği hava. Suya baktım: Onun içtiği su. Toprağa baktım: Onun bastığı toprak. Ateşe baktım: Onun ısındığı ateş. Hava o hava, su o su, toprak o toprak, ateş o ateş ama Nâzan o Nâzan değil...

“Nâzan'ı görenlere de acıyorum, görmeyenlere de...

“Nâzan toprağın altında yalnız, ben ondan ibaret. Tabii bu iki yalnızlığın birleşmesi, yahut birleştirilmesi lâzım. Öldüğüm zaman beni onun mezarına gömmelerini işte onun için vasiyet ettim: Bu vasiyetimi yerine getirmeyenler Allah'ın, peygamberin ve melâikenin
lânetine uğrasın!”

“Ben bir hilkat garibesiyim: Benim hayatım toprağın altında, cismim üstünde. Kendimi hem ahrette, hem dünyada hissediyorum. Bugün hep bunu düşündüm: Ben galiba iki cihan sâkiniyim.

“Nâzan'ı çok göreceğim geldi: Onu görmeden bilmem nasıl yaşayabiliyorum! Niçin yaşadığımı da bilmiyorum. Galiba onun resimleri ile yaşıyorum: Hergün bu resimlerle konuşuyorum. Eminim ki ruhu odamda, yanımda, karşımda, daima benimle beraber. Ben ne söylesem o işitiyor sanıyorum. Bazen de o bana birşeyler söylüyor gibi oluyorum.



Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar