19 Ocak 2017

Reina canisinin zihniyetine ilham verenlerin kellesini almıştık

Reina canisinin zihniyetine ilham verenlerin kellesini almıştık


20. yüzyıl başlarında Kral Abdullah ve süvari birliği

Yılbaşı gecesinde hepimizin malumu büyük bir katliam yaşanmış, katliamın sorumlusu cani de geçtiğimiz günlerde yakalanmıştı. Aradan geçen 1-2 gün neticesinde bu adice eylemi düzenleyen caninin verdiği ifadeler de ortaya çıkmaya başladı ve zihniyetini de öğrenmiş olduk.

Günahkar yoktur; kafir vardır


Reina saldırısını gerçekleştiren caniye göre Türkiye ve orada bulunanlar kafirdi; bundan dolayı katli vacipti ve gidip öldürebilirdi. El Kaide kamplarında eğitim almış bu Işid’linin böyle düşünmesi normal, zira bu terör örgütünün din ile bir alakasının olmamasına rağmen dini kullanırken dayandıkları belli noktalar var: kişi namaz kılmıyorsa, içki içiyorsa kafirdir ve şeriatın hakim olmadığı bir ülke de kafir ülkesidir. Dolayısıyla cihad zamanında bu bahane ile öldürmek vacip olurmuş! Bütün bu görüşler; bu Vehabi yahut Vahabi olarak bilinen akımı temel alan bu Selefiler’in masum insanları katletmek için kullandıkları bahanelerdir ve dinde de yeri yoktur! Din konusunda uzman olmasam dahi bir kişinin dinden nasıl çıkmış olabileceğini, küfür ve günah farkını, kafir olsa bile kimsenin durduk yerde öldürülemeyeceğini bilebilecek kadar Kur’an okudum…
Benim asıl anlatmak istediğim nokta ise bu ve bunun dahil olduğu zihniyetin çıkış noktası ve Osmanlı zamanında, 19. Yüzyılda verilen mücadele sonucu nasıl üstesinden gelindiği.

600 küsür senelik ilham


Biraz önce Vahabi akımını temel alan Selefiler demiştim ama tarihe baktığımızda aslında durum tam tersi; Selefi akımının tarihi çok daha eskilere, yaklaşık 9. Yüzyıla kadar gidiyor  olsa da bu görüşün en büyük öncülerinden biri olan İbni Temiyye bu işin ilham kaynağıdır.

Vehhabilik doğuyor


1703 senesinde Arabistan civarlarında doğmuş olan bir çocuk, ufak yaşlardan itibaren İslami ilimlere merak salıp bu yönde ilerlemesi, bugüne kadar gelen bir süreci de başlatmış oldu. Abdülvehhab isimli bu kişi, kendinden birkaç yüz sene önce yaşamış olan İbni Temiyye’nin yolundan gitmeyi tercih etti ama bu yola kendinden de birçok şey kattı ve bugün Vehhabilik yahut Vahhabilik mezhebi veyahut akımı başlatan kişi oldu.
Abdülvehhab 84 yaşında öldüğünde geriye mezhebini bırakmıştı ve o mezhebi yayma görevini damadı Muhammed üstlendi. Bu dönemde Vehhabiler, çok fazla yayılma şansı bulamayıp bir süre kendi kabuklarına çekili yaşamak zorunda kaldılar. Yaklaşık çeyrek asır sonra, Abdülvehab’ın damadı Muhammed’in torunu olan Abdullah tarafından ise tüm dünyada tanınır hale geldiler…

Bugünkü Suudi ailesinin büyük dedesinin Osmanlı’ya çektirmediği kalmamıştı


Abdullah ibn Suud
Yukarıda bahsettiğim Abdullah, bugün Suudi Arabistan ülkesini kuran ve ismini veren, tam iki sene önce öldüğünde milli yas ilan ettiğimiz Kral Abdullah’ın yani Suud ailesinin kurucusu olan Abdullah ibn Suud idi.
Abdullah ibn Suud’a göre bu yeni görüş bir an önce yayılmalıydı ve bunun için de en uygun yol kılıçtı… Binlerce serseriyi de yanına katan Abdullah, önce İstanbul’a isyan bayrağını açtı. Bundan hemen sonra 1801 yılı gibi Arabistan’dan kalkıp Kerbela’ya giderek buraya saldırdı, Vehhabilik mezhebindeki “İslam’da mezar olmaz” görüşünü gerçeğe dönüştürmek için Hz. Muhammed’in torunu olan Hz. Hüseyin’in sandukasını ateşe verdi. Bir sene sonra da Taif’e gitti ve birkaç gün içerisinde binlerce Talifli’yi orada kılıçtan geçirdi. Buradan tekrar Arabistan’a dönen Abdullah, gözünü büyük öneme sahip Mekke ve Medine’ye uzattı ve buralarda da binlerce kişinin kanını döktü. Peygamberin türbesi dışında gücünün yetebildiği neredeyse her din büyüğünün türbesini, mezarını yıkmaya kalktı.


Hac yollarının güvenliği meselesi padişah bile değiştirtmişti


Emir-ül Müminin Halifet-ül Müslimin ve Hadim-ül Harameyn yani dünya müminlerinin yöneticisi, Müslümanların halifesi ile Mekke ve Medine’nin hizmetkarı demek olan bu unvan; diğer İslam devletlerinde olduğu kadar Müslüman bir devlet olan Osmanlı için de büyük önem taşımaktaydı. (İslam devleti ve Müslüman devlet farklı şeylerdir; lütfen karıştırmayalım) O yıllarda en önemli iş, hac yollarını açık ve güvenli tutmaktı. İşte Abdullah’ın başlattığı bu korku ve terör, hac yollarını güvensiz yapmaya başlamış ve bu nedenle de senelerce hacca gidilememiş; gözünü karartıp gitmeye kalkanların ise pek çoğunun akıbetinin belirsiz olmasına sebep olmuştu.
2. Mahmut ve dönemin sadrazamı arasında Vehhabiler hakkında
yapılan bir yazışma
Hac yollarının bile kapanmasına sebep olan Abdullah ve terörü karşısında uzun süre mücadele ettiyse de üstesinden gelemedi. Dönemin padişahı İkinci Mahmud, nihayet  1819’da Mısırdan, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’dan yardım istemek zorunda kaldı. Kavalalı, bu işte oğlunu İbrahim Paşa’yı görevlendirdi ve Mısır askerinin başına geçen İbrahim Paşa, Osmanlı ordusu ile ortak operasyonlar yapmaya başladı ve kısa bir süre sonra da Abdullah yakalanıp Mısır’a götürüldü. Kendiyle beraber yakalanan adamlarının bir kısmı orada idam edildi, önemli adamlarıyla beraber bir gemiye konarak İstanbul’a sepetlendi.

Padişah huzurunda yapılan idam


Bu uzun süredir ortalığa kan kusturan isyancıların yakalanıp getirilmesini insanlar coşkuyla kutladı ve bundan sonra, birkaç gün geçtikten sonra cezaları kesildi. Hafız Hızır İlyas Ağa’nın Letaif-i Enderun’ununda ve meşhur Cevdet Paşa’nın Tarih-i Cevdet’inde detaylı olarak anlatılan hadiseye göre; Bostancıbaşı Halil Ağa, Bayezid Meydanı’nda tam da Sultan Mahmud’un huzurunda, Abdullah’ın kafasını tek vuruşta keserek idam ederek bu Osmanlı tarihinin belki de en kanlı terör eylemlerini yapan terörist elebaşısını tarihe intikal ettirdi. Yanındaki diğer adamları da Topkapı Sarayı’nın yanındaki Alay Köşkü civarında idam edilerek bugün aynı terör illetinin yaşanmasına sebep olan Işid’in bir yerde ilham kaynağı olan Suudi Arabistan’a ve dolayısıyla Suud ailesine ismini verip Vehhabiliğin dünyaya yayılmasını sağlayan Abdullah ibn Suud ve çetesinin yaşattığı terörün sonu getirilmiş oldu.

Letaif-i Enderun’da düşülen nota göre: “Nesli Vahabi kesildi seyf-i Mahmud ile” (Vahabi soyu Mahmut’un kılıcıyla kesildi) Dilerim bu son yakalanan cani terörist, bu işin sonuncusu olur…


Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar