20 Ocak 2017

Çocuklarımıza isim verirken biraz daha dikkatli olmalıyız

Çocuklarımıza isim verirken biraz daha dikkatli olmalıyız


Bu sefer kısa bir yazı olacak. Bizim kültürümüzü diğerlerinden ayıran bir özellikten, bir hassasiyetten ve bu hassasiyetin gün geçtikçe azalmasından bahsetmek istiyorum. 

Şahsi fikrimdir; çocuklarımıza peygamberlerin isimlerinin verilmesine karşıyım. Nitekim geçmişte de böyle düşünülmüş olacak ki, Muhammed, İsa, Musa gibi peygamber isimlerine pek rastlayamazdınız.

İsim vermenin de modası var


Eski devirlere ait kayıtlar incelendiğinde ortaya bir gerçek çıkıyor; isim verme kültürü, bölgesel yani coğrafyaya göre değişiklik göstermekte. Örneğin İran sınırına doğru gidildikçe o bölgedeki insanların ismi Farsça'laşmakta, Arap coğrafyasına doğru yaklaşıldığında ise isimler Arapça hale gelmekte. İç Anadolu yahut Ege bölgelerinde ise Durmuş, Aslan, Kaplan gibi Türkçe isimlerle karşılaşırsınız. Yani isim verme konusunda kültürel etkileşim oldukça önemli bir yere sahip. Fakat son zamanlarda yeni isimler türemeye başladı. Özellikle dini hassasiyeti bulunan, daha muhafazakar ailelerin çocuklarının isimleri değişmeye başladı. Bu yeni oluşmaya başlayan "geleneğe" göre; Kuran'da geçen herhangi bir kelime isim olarak verilmeye başlandı. Üzerinize olsun gibi bir manası olan Aleyna, kurban manasına gelen Vanhar gibi isimler popüler hale gelmeye başladı. Bir ara tüm ülkede, her çocuğa Can isminin verilmesi gibi; anlamına bakmadan yahut önemsemeden isim verir hale geldik.

Peygambere saygıdan ötürü yeni isim üretmiştik


En çok karşı olduğum konu ise peygamber isimlerinin verilmesi. Şöyle bir düşünün; çocuğunuza Muhammed, İsa yahut Musa gibi peygamber isimlerini verdiniz. O çocuk biraz büyüdü ve arkadaşlar edindi. Her genç arasında yaşanan konuşmalar geçmeye başladı ve kaçınılmaz olarak birisi tutup çocuğunuzu kastederek okkalısından bir küfür salladı! O küfür, sizin çocuğunuza geliyor ama küfreden kişi Muhammed senin... yahut İsa senin ben... diye ağız dolusu küfrediyor. Yani olan peygamberin ismine oluyor. 
İlla küfür ile ilgili de değil; o çocuğun alim olmak gibi bir zorunluluğu yok. Alimden zalim, zalimden alim doğabileceği gibi o çocuk mutlaka bir günah işleyecek hatta büyük ve yüz kızartıcı işlere girişme ihtimali de var. 

Şimdi hepimizin bildiği bir örnekten, bir ismin kökeninden bahsetmek istiyorum; Mehmet yahut eski yazılışı ile Mehmed. Eski kayıtlarda Mehmet isminin yazılışı Mehemmed olup, zamanla Anadolu Türkçesi içinde kısaltılarak Mehmed halini almıştır. Peki bu isim nereden çıkmıştır ? Gayet basit: pek normal olarak insanlar peygamber sevgisinden dolayı onun ismini, çocuklarına vererek yaşatmak istemişlerdir. Fakat yukarıda saydığım sebeplerden dolayı, bugün artık kaybetmeye başladığımız o hassasiyet sebebiyle direkt Muhammed ismini vermemiş, Muhammed'i bozarak Mehemmed haline getirmiş, o da zamanla Mehmed halini almıştır. 

Araplaşmak dediğiniz şey budur


Bahsettiğim bu hassasiyet bize özgüdür; Arap Yarımadası'nda böyle bir durum bulunmaz zira Muhammed, onların kültüründe bulunan bir isim olduğundan gayet rahatlıkla çocuklarına vermekteler. Biz ise din vasıtası ile öğrendiğimiz ve kutsal gördüğümüz birinin ismi olma hasebiyle, çok nadir olmak dışında bu isimleri çocuklarımıza çok yakın zamana kadar vermekten çekinirdik. 

Günümüzde bol bol duyarız; "Araplaşıyoruz, Araplaştık" vs. diye. "Araplaşmanın" ne olduğunu da bilmiyoruz. Araplaşmak dediğimiz şey Vehhabileşmedir. Bu akımın, ülkemizde yaygınlaşmasından sonra, bu tip değerlerimizde de maalesef farklar meydana geldi. 70 ve özellikle 80'li yıllardan sonra bol bol görür hale geldik. 
Son zamanlarda bol bol karşılaştığım bir durum olduğundan dolayı naçizane fikrimi belirtmek ve bize özgü olan bir hassasiyetten, kültürel değerden bahsetmek istedim,
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar