1 Ekim 2016

Tarihten fıkralar ve kısa hikayeler - Fatih Sultan Mehmet

Tarihten fıkralar ve kısa hikayeler - Fatih Sultan Mehmet

Meşhur tablosu ve başka bir Avrupalı ressamın çizimi ile Fatih Sultan Mehmet



Yıllar önce çıkmış olan Necati Kotan'ın Tarihten Fıkralar kitabında olduğu gibi çeşitli kaynaklarda geçen, enteresan hadiselerin derlemesidir.
Yazı serisinin bu ilk bölümünde Fatih Sultan Mehmet'e ait hadiseler yer almaktadır.


İşte Şimdi Haram Yediniz


Fatih Sultan Mehmed, hocası Gürani ile beraber yemek yiyecek kadar senli benli idi. Bir gün gene beraberce yemek yiyorlardı. Molla Gürani İstanbul fatihine:
- "Bu ve bundan evvelki bütün yedikleriniz haramdır" dediğinde, Fatih'te:
- "İşte şimdi haram yediniz" diye cevap verdi. Bunun üzerine Molla Gürani'de:
- "Benim önüme helali düşmüştür" dedi.
Bir müddet sonra Fatih, hocasının dalgın olduğu bir zamanda tabağı çevirdi. Fakat Molla Gürani bunu fark etmişse de, belli etmemişti. Fatih fırsatı kaçırmayıp:
_ "Artık bu sefer haram yediğinize şüphem kalmadı" deyince, Molla Gürani de şöyle cevap verdi:
- "Sizin önünüzde haram, benim önümde helal kalmadığı için tabağı çevirdiniz".

(Hammer tarihi)

Sakalım Dahi Bilseydi


Fatih Sultan Mehmed, seferi hümayuna bile çıkarken nereye gidebileceğini kimseye söylemezdi. Türk hakanı gene bir seferi hümayuna hazırlanıyordu. Birgün kadılardan biri kendisine:

-"Şevketlü Sultanım, dedi, acaba seferi hümayununuz hangi taraftadır". Fatih kızmış ve kadıya şöyle demişti:
-"Hoca efendi, sakalımın tellerinden biri yapmak istediğimi bilmiş olsaydı, onu hemen koparır yakardım"

(Hammer tarihi)

Behey Karamanoğlu


Kendini bir Timur gibi gören Uzun Hasan, devamlı Fatih'i küçük görüyor ve ona kati bir darbe indirmek için, yabancı devletlerle anlaşmalar yapmaktan dahi çekinmiyordu. Nitekim Tebriz'e gelen Venedik elçisi Katherino Zeno'ya şöyle diyordu:

-"Osmanoğlu'na her taraftan ve aynı anda hücum edelim. Öyle ki, bir daha kendine gelemesin ve adı mümkünse ebediyen kalksın". 
Ancak Otlukbeli savaş alanında Türk ordusunun ihtişamını, zenginliğini, nizam ve intizamını gören Uzun Hasan, kendini tutamayıp şöyle demişti: 
-"Vah kahpe Osmanoğlu, ne derya düşmüş."
Bilindiği gibi Uzun Hasan Otlukbeli savaşında mağlup olmuş ve savaş alanından kaçmıştı. Tarihi kaynaklara göre Uzun Hasan savaş alanından kaçarken şöyle diyordu:

-"Behey Karamanoğlu, hanedanın harap olsun. Felaketime sebep oldun. Benim Osmanoğlu ile ne işim vardı ?"

(Yılmaz Öztuna, Türiye Tarihi serisi)

Hristiyanlığın Vay Haline


Fatih Sultan Mehmed'i uzun yıllar uğraştıran ve 1468'de de öldüğü zaman memleketini Venediklilere vasiyet eden İskender Bey, Fatih aleyhinde Trabzon ve Gürcistan ile anlaşmaktan çekinmemişti. İskender'in ölümü ile Fatih şöyle demişti: 

-"Hristiyanların vay haline, kılıç ve kalkanlarını kaybettiler". 

(İ.H.Uzunçarşılı)

Ben Hisarı Ne Edeyim


Fatih, Uzun Hasan üzerine yürüyordu. Şebinkarahisar halesine gelince, Sadrazam Fatih'e: 

-"Devletlü Sultanım, hele bu Şebinkarahisar'ı alalım, ümittir ki düşman üstümüze gelir, onunla da hesaplaşırız" dediğinde Fatih şöyle cevap verdi: 
-"Ey Mahmud, ben hisarı ne edeyim, ben düşmana geldim düşmanı bulun"

(Walter Hinz)

Biri Ejder Biri Yılandır


Fatih Sultan Mehmed İstanbul'u muhasara ederken, Galata'da bulunan Cenevizliler, devamlı huzursuzluk çıkarıyorlardı. Devlet adamları Cenevizlilere neler yapılmasını kendisine sorduklarında, 2. Mehmed şöyle cevap vermişti: 

-"Bizans bizim için bir ejderdi, fakat Ceneviz ise bir yılandır. Şimdi biz, ejderi ezmek için, yılanı uykuda tutmalıyız. Ejder yok edildikten sonra, yılanın başına vurulacak hafif bir darbe ile onu yok etmek mümkündür." 

(Mirmiroğlu, Fatih Devri)

Padişahın Elleri Kesilecek


Fatih Sultan Mehmed, iki mermer sütunu üçer arşın fazla kesip harap ettiği için, bir Rum mimarının ellerini kestirmişti. Mimar, kadı Hızır Bey Çelebi'ye müracaat edip, Fatih'ten şikayetçi oldu. Kadı Hızır Bey, hem davacıyı ve hem de davalı olan Padişahı huzuruna çağırdı. Fatih, mahkeme salonuna girince doğruca baş köşeye gidip oturmak istedi. Ancak Kadı gök gibi gürleyerek: 

-"Oturma beyim, dedi. Sende davacı ile beraber karşımda ayakta kalacaksın." Neticede Kadı Hızır Çelebi, kanunsuz ve haksız yere el kesen Fatih'i suçlu bulmuş ve onunda elinin kesilmesine karar vermişti.
Türk hakanı kararı gayet sakin karşılamıştı. Ancak Rum mimar kadıya yalvardı, hakkından vazgeçtiğimi bildirince, kadı kararı iptal etti.

(Ali Erten, Dini Hikayeler)

Allah'ın Gazabına Uğrasınlar


Fatih İstanbul'u işgal ettikten sonra şehri geziyordu. Ancak bir yan sokaktan bir inleme işitti. Derhal yanındakilere:

-"Bu inleyen adamı bulup getirin" dedi. Biraz sonra üstü başı perişan, saçı sakalı birbirine karışmış bir ihtiyar, padişahın huzuruna getirildi. Padişah bu zavallıya:

-"Bu ne haldi, sizi neden hapsettiler?" diye sorduğunda ihtiyar şöyle cevap verdi:

-"Muhasara başlayınca imparator beni çağırdı ve Türkler İstanbul'u alacak mı diye sordu. Ben de alacaklar diye söyleyince, beni bu hale soktular."
Padişah ihtiyara:
-"Peki söyle bakalım, İstanbul bizim elimizden çıkacak mı?" İhtiyar biraz düşündükten sonra şöyle cevap verdi:

-"Bu güzel şehrin düşmanı çoktur. Ancak sizin aranızda fesat artar, şahsi menfaat ön planda düşünülmeye başlanır, elindeki emvali yabancılara satanlar çoğalır ve yabancılardan medet umanlar artar, işte o zaman İstanbul sizin elinizden çıkar". 
Fatih ellerini yukarı kaldırıp şöyle dedi:

-"Dilerim Allah'tan ki, bunları yapanları Allah'ın kahrı gazabına uğrasınlar".

(Tahsin Ünal, Osmanlılarda Fazilet Mücadelesi)

Aman Molla Ne Yapıyorsun


Fatih birgün okumak maksadıyla kütüphaneye girmişti. Yanında Molla Lütfi de vardı. Raftaki bir kitabı işaret eden Fatih, Molla Lütfi'den bunu indirmesini istedi. Molla Lütfi kitabı almak için önündeki taşa basınca Fatih Bağırdı:

-"Aman Molla ne yapıyorsun ? Günaha girdin, o taşa basılmaz. Çünkü o taş Hz. İsa'nın üzerine yatırıldığı taştır"
Molla Lütfi istifini bozmadı, yerde bulunan tozlu ve kıllı bir örtüyü alıp, Fatih'in dizleri üzerine örttü. Bunun üzerine Padişah:
-Ne yapıyorsun Molla, kaldır şu örtüyü üzerimden" deyince Molla Lütfi şöyle cevap verdi:

-"Aman hünkarım, örtüye hakaret buyurmayınız. Çünkü bu örtü, Hz. İsa'nın beşiğinin örtüsüdür."

(Tarih Hazinesi Mecmuası)


Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar