9 Ekim 2016

Musul’u alamayışımızın temeli: “Kürdistan Operasyonu”

Musul’u alamayışımızın temeli: “Kürdistan Operasyonu”


Hareket planı üzerinde düşünen devlet erkanı
Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lozan hakkındaki açıklamalarından sonra bir Lozan tartışmasıdır aldı başını gidiyor. Son günlerde de Kuzey Irak’da bulunan Başika Kampı nedeniyle Irak ile papaz olmamız, Irak merkezi hükümetinin yersiz açıklamaları ve Işid’in kontrolünde olan Musul’a yönelik olarak yapılması planlanan ve Türk ordusunun da katılmasıyla ilgili olarak pazarlıklar devam ediyor.

Bu süreçte de, Musul’u neden alamadığımız yahut Musul’u neden bıraktığımıza yönelik tartışmalar başlamış durumda ve tarihi bilgilerden, gerçeklerden yoksun kişiler, uzmanmış gibi çıkıp konuşmaktalar fakat unuttukları bir şey var; Musul’u bilerek ve isteyerek bırakmadığımız gibi, bizzat Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle çok yönlü bir askeri operasyon başlatılmış, aşiretleri de yanımıza çekerek o bölge elde edilmeye çalışılmış fakat İngiliz arşivlerinde “Operation Kurdistan(Kürdistan operasyonu)” ismiyle geçen mücadeleler neticesinde sonuçsuz kalmıştır. İşte bu olayın detaylarını paylaşmak istiyorum.

Usulsüz İngiliz işgalinden petrol kavgasına


                Birinci Dünya Savaşı  sırasında, 1916’da Kutülamare zaferi kazanılmış ve bazı İngiliz generalleri de esir edilmiştir fakat İngilizler bir süre sonra güçlerini toparlayıp yeniden saldırıya geçer ve 1917’de Bağdat’ı işgal etmesinin ardından bölgedeki üstünlüğü ele alır. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanır ve teslim oluruz fakat o arada da ateşkese aykırı olarak İngiliz kuvvetleri Musul’u ve Kuzey Irak bölgesini işgal eder.
Bölgedeki Türkmen ve Kürt aşiretleri bu İngiliz işgaline karşı mücadeleye girişir fakat başarı elde edemezler. Bunun üzerine Osmanlı’dan yardım talep edildi ama başkent de işgal altında olduğundan yardım edilememişti. Yardım ancak birkaç sene sonra, yeni kurulmuş olan Ankara hükümeti tarafından 1922’de gizlice yapılmaya çalışılacaktı.

Lozan görüşmelerini tıkayan anlaşmazlık


                Lozan görüşmelerinin ilk yarısında, yani 1922’de iki tarafın da bazı “kırmızı çizgileri” vardı ve karşı tarafa bunları kabul ettiremediğinden dolayı görüşmeler yarım kalmıştı. İngiliz tarafı, kapitülasyonlar ve Musul petrolleri konusunda diretiyordu. Musul konusu hakkında büyük anlaşmazlık ve tartışmalar çıkmıştı. İngilizler’e göre  Musul petrollerinin çıkartılma ve işlenme hakkı kendilerinindi zira 1914 yılında dönemin sadrazamı Said Halim Paşa, petrollerin çıkartılması ve işlenmesi hakkını bir mektup ile Turkish Petroleum Company adındaki, sadece adı Türk olan, Alman ve Fransız ortaklığı da bulunan bir İngiliz şirketine vermişti. Buna karşılık olarak Türk tarafı da bu anlaşmanın geçersiz olduğunu, anlaşmadan hemen sonra savaş çıktığı ve İngilizler’in düşman tarafında yer aldığını, İstanbul hükümetinin artık görevde olmadığını ve Musul bölgesinin de Misak-i Milli sınırları içinde yer aldığından tasarruf hakkının kendilerinde olduğunu söyleyerek karşı çıkar ve görüşmeler bu noktada tıkanır ve Lozan görüşmelerine ara verilir.

Bu sırada da Mustafa Kemal Paşa idaresindeki Ankara hükümeti ve dönemin Genelkurmay başkanı olan Fevzi Paşa, o bölgedeki aşiretleri de örgütleyerek, Musul’u İngiliz işgalinden kurtarmak ve Türkiye’ye bağlamak üzere bir harekat planlar ve bu harekat için de Habeşistan fatihi Özdemir Paşa’nın torunlarından yarbay Şefik Bey’i görevlendirilir.

Haziran 1922’de bölgeye giren Şefik Bey, bölgedeki Türkmen ve Kürt aşiretlerinin de desteğini alarak İngilizler’e karşı harekat başlattı ve üstüste başarılı darbeler vurdu. 31 Ağustos 1922’de Derbent’te yapılan son muharebede de İngilizler mağlup edilince Musul, Kerkük, Süleymaniye ve Revanduz bölgesi kontrol altına alındı.

Plebist yapılırsa %99.9 Türkiye’ye bağlanırlar


Kuzey Irak’da harekat başarı ile devam ettiği sıralarda İngilizler de boş durmadı tabiki. İngiliz arşivlerinde çalışmalar yapan Sevtap Demirci, bulduğu belgelere göre İngilizler’in eğer bölgede plebist, yani referandum yapılırsa bölge halkının %99.9 Türkiye’ye bağlanmak isteyeceğine dair yazışmaların olduğu ve bölgedeki bazı Kürt aşiret liderlerinin Ankara’ya çektiği telgrafta İngiliz mandasına bağlanmaktansa Türkiye’ye bağlı olmak istediklerini yazan belgeleri bulup Belgelerle Lozan adlı kitabında da yayınlamıştır.
İngilizler’in bu referandum telaşı da boş değildir; çünkü Ankara’nın planına göre sadece askeri harekatla değil, bölge İngiliz işgalinden kurtulduktan sonra bir halk oylaması yapılacak ve bu referandum neticesinde de Musul ve civarı Türkiye’ye bağlanacaktır. Üstelik bütün bu olaylar Lozan görüşmeleri sırasında yaşandığından İngilizler için çok daha büyük bir tehdit halini almıştır.
İşte tüm bu tehditler neticesinde, 1922 sonundan itibaren İngilizler bölgeye askeri yığınak yapar ve gücünü toplamaya başlar. Önceleri nispeten daha ufak çatışmalarla yavaş yavaş ilerlerken 1923 yılında ise Musul civarında şiddetli direnişin olduğu bölge ise öyle bir hava bombardımanına tabii tutuldu ki; direniş neredeyse bıçak gibi kesilme noktasına geldi.


Bölgedeki ufak bir güvenlik sorununu hallettik


Harekatın zora girdiği günlerde, 23 Nisan 1923’de ise Lozan görüşmelerinin ikinci yarısı başlamıştı. Kuzey Irak’da yaşananlar ve İngilizler’in o bölgedeki aşiretlere karşı yoğun bombardımanı ile direnen aşiretleri haritadan sildiği haberi gelmesi üzerine, bu durum Lozan’da İngilizler’e soruldu. İngilizler ise gayet soğukkanlı şekilde “biz kesinlikle Türkiye’ye yahut Türk ordusuna karşı bir harekat yapmadık, bölgede İngiliz nüfusuna karşı başlamış tamamen yerel bir ayaklanma bastırıldı ve asayiş kontrol altına alındı” açıklama yaparak kendilerini savunur.
 

Ankara’nın emri: Şefik Bey yurda dönüyor


Nisan 1923’den itibaren bölgedeki İngiliz kuvvetlerinin güçlenerek idareyi eline alması, zaten gücü sınırlı olan Türkiye’nin daha fazla Şefik Bey’e yardım gönderememesine sebep oldu ve Irak’taki birliklerimizin durumu gün geçtikçe daha da zora girdi. Bütün bu gelişmelerden neticesinde de Şefik Bey’e harekatı durdurması ve yurda dönmesi talimatı gönderildi.
Musul artık zaten tamamen elden çıkmıştı fakat bu talimat, Şefik Bey tarafında büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Ama hiç olmazsa Revanduz bölgesinin elimizde kalması için Ankara’dan gizli olarak hareket etmeye başladı ve Irak’ın güneyinde bulunan bazı Şii aşiretlerden gelen yardım taleplerine cevap vermeye çalışıp bölgeye yeniden hakim olmaya çalışsa da, İngilizler’in gittikçe artan baskısına daha fazla dayanamadı ve hem cephanesinin tükenmesinden hem de daha önceleri kendisine destek veren Barzan ve Palik gibi bölgedeki büyük aşiretlerin İngiliz tarafına geçmesinden dolayı 1923 Nisan’ının sonlarına doğru geri çekilme kararı verdi.
Geri çekilmesi de kolay olmadı; bölgedeki ikmal yolları tutulduğundan dolayı önce 29 Nisan’da İran’a girdi. Emrindeki Türk birliği tüm teçhizatlarını İran makamlarına teslim etmesi üzerine kendisine izin verildi ve 10 Mayıs 1923’de İran üzerinden Van’a gelerek yurda giriş yaptı ve bu şekilde de Türkiye’nin Kuzey Irak harekatı son bulmuş oldu. Yani elimizde adeta tek atımlık bir kurşunumuz vardı; gizlice bunu değerlendirmeye çalıştık fakat hem barış görüşmelerinin devamından dolayı hem de gücümüzün o dönemde gayet sınırlı olmasından dolayı, yoğun İngiliz baskı nedeniyle Musul’dan ve Kuzey Irak bölgesinden çekilmek zorunda kaldık.

Bu son derece önemli fakat pek bilinmeyen mücadelenin detaylarını ise, tarihçi albay Zekeriya Türkmen’in “Ali Şefik Özdemir(1885-18 Mayıs 1951)” adlı makalesi ve daha geniş kapsamlı olarak ele aldığı “Musul Meselesi, Askeri Yönden Çözüm Arayışları (1922-1925)” adlı kitabından ve Murat Göztoklusu’nun yazdığı “Musul Özdemir Harekatı” ve “Elcezire Konfedarasyonu” adlı kitaplarından öğrenebilirsiniz.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar