12 Ekim 2016

Fatih’in namus cinayetine kurban giden oğlu: Şehzade Mustafa

Fatih’in namus cinayetine kurban giden oğlu: Şehzade Mustafa


Eski çağlarda zehir en etkili öldürme biçimiydi

Fatih ve Fatih’in hayatı ne kadar enteresan ise, oğullarının hikayeleri de o kadar enteresan olmuştur. Bilindiği gibi üç oğlu vardı; Şehzade Cem, Şehzade Mustafa ve sonradan padişah olacak oğlu Şehzade Bayezid. Fakat Fatih, İstanbul’u almak, döneminin en entellektüel lideri olması, öldüğünde “büyük kartal öldü” dedirtecek kadar düşmanlarına korku vermesine rağmen oğullarından yana pek de şanslı olamadı. Zira oğullarından Şehzade Bayezid afyon ve zevk veren çeşitli macunlar kullanmış, bunun sonucunda da lalası Ahmet Paşa vasıtasıyla güzel bir azar yemiş ve etrafındakiler idam edildikten sonra tövbe etmişti. Diğer oğlu Şehzade Cem ise taht için mücadele vermiş ve az kalsın ikinci fetret devrine sebep olacakken yurtdışına açmak zorunda kalmış ve oldukça çileli bir ömür geçirmişti. Üçüncü oğlu Şehzade Mustafa ise yaşadığı yasak aşk neticesinde zehirlenerek bir nevi “namus cinayeti”ne kurban gitmişti.

Tam bir film senaryosu: Yasak aşk, intikam ve daha çok intikam


                Fatih devrinin tarihçileri, Şehzade Mustafa’yı anlatırken atak, çok yakışıklı, zeki, çok iyi bir asker ve komutan olarak tasvir eder ve birçok manada babasına oldukça fazla benzediğini anlatır.

Fatih, Karaman Beyliği’ni ortadan kaldırmak üzereydi. Şehzade Mustafa ise o sırada Karaman valisi olarak görev yapmaktaydı ve Karaman Beyliği’ni tamamen ortadan kaldırmak amacıyla çıkılan sefer sırasında Kayseri-Develi bölgesini almak için harekete geçmişti. Kale alınacağı vakit çok hasta olduğundan dolayı son harekata katılamayıp çadırında kalmayı tercih etmiş, orduyu idare etmesi ve kaleyi teslim alması için kendisi yerine beylerden birini tayin etmişti.
Kale komutanı teslim olmaya hazırdı fakat kaleyi teslim etmek için Şehzade Mustafa’nın bizzat gelmesini şart koşmuştu. Şehzade Mustafa bunu öğrenince hasta haliyle Develi’ye gelerek kaleyi teslim aldı. Kaleyi teslim aldıktan sonra dönüş yoluna koyulmuş, Niğde üzerinden geçerek Bor’a uğradı, verilen bir mola sırasında da burada hamama girdi. 1474 senesinde, gittiği hamamda yıkanıp çıkmasının ardından ise birdenbire fenalaştı ve tüm müdahalelere rağmen oracıkta vefat etti.

Şimdiki gibi kolay ulaşım olmadığından, önemli kişiler vefat ettiğinde tahnit edilirdi. O nedenle şehzade de tahnit edilmiş, şehzadenin katibi Angiolello’ya göre karnı yarılıp iç organları çıkarıldıktan sonra, karnı bal ve yulaf ile doldurulup dikilmiş, iç organları yıkanıp içi tuz dolu bir kutuya konarak saklanmış, vücudu da ziftlenmiş bir sandığa konarak cenaze merasimine kadar saklanmıştı.
Dönemin ünlü yazarı Meali'nin Hünkarname isimli eseri
O sıralarda bir dedikodu başlamış ve şehzadeyi, kısa süre önce babası Fatih Sultan Mehmet tarafından azledilmiş, İstanbul’un bugünkü MahmutPaşa semtine ismini vermiş olan sabık vezir Mahmut Paşa tarafından zehirlendiği konuşulur olmuştu. Hatta bu dedikodular o kadar ayyuka çıktı ki; dönemin büyük yazarlarından olan Meali, Hünkarname’sinde bu durumdan bahsetmiş ve öleceğini anlayan şehzade, lalası Ahmet Bey’i çağırıp kendisinin ölümünden Mahmut Paşa’nın sorumlu olduğunu ve intikamını almasını istediğini yazar.
                Cenaze sonrasında devletin ilerigelenleri tamamen siyah elbiseler giyerek padşaha başsağlığına gittiler. O sırada henüz Edirne’nin bir kasabasında oturmakta olan Mahmut Paşa, çağrılmadan gitmemesi yönünde kendisine verilen tüm uyarıları dinlemedi ve başsağlığı için saraya gitti. Sarayda da kendisini uyarmalarına rağmen yine dinlemedi, padişahın huzuruna çıkarak başsağlığı diledi ve “Şehzade Mustafa öldü ise devlete hizmet edecek ben varım” dedi. Buna karşılık olarak da zaten evlat acısını daha çok taze olarak hisseden Fatih’ten “ Mustafam’ın düşmanının hayatta kalması mümkün değildir” karşılığını aldı ve o anda yakalanıp zindana atıldı. Mahmut Paşa’nın zindana atılması ile ilgili başka bir rivayet daha vardır. Görevinden azledilmesine rağmen oldukça güçlü bir etkiye sahip olan Mahmut Paşa’nın düşmanları, şehzade öldüğünde onu kötülemek için, şehzadenin ölümünden memnun olduğunu ve siyah matem kıyafetlerini çıkartıp beyaz bir elbise giyerek satranç oynadığı dedikodusunu etrafa yaydılar ve paşa da bunun üzerine yakalanıp zindana atıldı.

Paşa, tam 50 gün zindanda kaldı ve son defa padişahın huzuruna kabul edilmeyi istedi. Paşanın bu isteği kabul edildi ve padişahın huzuruna çıkarıldı. O tarihe kadar halkın gözünde “veli” makamına sahip olan paşa gayet mağrur bir duruş sergiledi ve: “ Ya beni affet, ya da öldür. Eğer günahım büyükse beni mertçe öldür. Değilse serbest bırak” dedi. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet de 18 Temmuz 1474’te Yedikule’de idam ettirdi.

“Devlet içerisinde bir güç kavgasından ibaret” mi ?


20. yüzyılın ortalarına kadar, paşanın idamı devlet içerisinde bir güç kavgasından ibaret olarak yorumlandı tarihçiler tarafından. Zira Mahmut Paşa, hem devlet içerisinde oldukça güçlü bir nüfusa hem de halk arasında “veli” olarak anılacak kadar büyük bir nama sahipti. Fakat bunun böyle olmadığı, Mahmut Paşa’nın hanımlarından birisi ile yaşanan yasak aşk nedeniyle paşa tarafından zehirlendiği sadece Gelibolulu Mustafa Ali tarafından yazıldığından bir dedikodu olarak görülmüş, ünlü Osmanlı tarihçisi İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Topkapı Sarayı Arşivi’nde bulup 1964’te yayınladığı bir belge ile ispatlanmıştır.

Mahmut Paşa'nın eşi ile Şehzade Mustafa'nın
ilişkine dair açılan davanın belgesi
Belgeye göre Mahmut Paşa’nın söz konusu olan eşi ve ilk eşinden olan çocukları arasında bir miras kavgası çıkmış ve konu mahkemeye kadar gitmişti. Paşanın ilk eşinden olma kızları, Şehzade Mustafa ile ilişkisi olduğu söylenen kadının Mahmut Paşa’nın ikinci eşi olduğunu ve paşanın seferde bulunduğu bir gece, şehzadenin bu kadının evine gidip geçeği orada geçirdiğini, bunu öğrenen Mahmut Paşa’nın da bu ikinci eşini hemen boşadığını  söylüyor ve bu nedenle de aralarında miras meselesi çıktığını yazıyor.
Mahmut Paşa, bazı devlet adamları ve çevresinin baskısı ile söz konusu olan ikinci eşini tekrar nikahlamış, fakat bu olaydan dolayı kendi evine sokmayarak bir daha yüzünü bile görmemişti. Yaşanan bu olayı da gururuna yedirememiş ve eşini baştan çıkaran  yakışıklılığı ile ünlü şehzadeyi zehirletmişti.



Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar