8 Ağustos 2016

Kaynaklara geçmiş ilk büyük fırtınada İstanbul birbirine girmişti



Malum, son günlerde yeniden bir felaket tellallığı aldı başını gidiyor. Tarih boyunca İstanbul'da ortalama 250 senelik periyotlarla deprem olduğu tarihi veriler doğrultusunda bilinmesine ve bu işle uğraşan kişiler sürekli olarak uyarmasına, İstanbul için felaket yaklaşıyor demesine rağmen zaman zaman bu hadiseyi unutuyoruz ve yine ara ara basında böyle bir depremin olacağı bize hatırlatılıyor.

Depremlerin yanısıra tufan seviyesine gelen fırtınaların da yaşandığı biliniyor hatta bazı kaynaklarda 1509 depremi sonrası çıkan fırtına nedeniyle Galata Kulesi önünden halkın balık topladığı bile yazılmıştır.
İşte böyle büyük fırtınalardan bilebildiğimiz kadarıyla kaynaklara yansıyan ilk büyük fırtına ise 1785 yılının Şubat ayında gerçekleşmiş olup Taylesanizade Tarihi'nde anlatılmış olup Erhan Afyoncu tarafından da yazılmıştır.

2. Mahmud'un babası olan ve bana kalırsa hayatı en eğlenceli padişahlardan biri olan 1. Mahmud'un tahtta olduğu dönemde, 1785 yılının 21 Şubat'ı önemli bir gündü. Zira 1. Mahmud'un oğullarından olan Şehzade Murad vefat etmiş ve o gün de şehzadenin cenazesi kaldırılacaktı. 
O zamana kadar gayet sakin olan hava, şehzadenin cenazesi toprağa verildikten sonra bir anda bozdu ve büyük bir fırtına koptu. Çıkan fırtına o kadar büyüktü ki evlerin çatılarını uçurdu, kiremitler dışarıdaki insanların kafalarına yağdı ve binaların tahta kaplamaları söküldü. 
Çıkan fırtınanın en çok hasar verdiği bölge ise fırtına sonrası belli olmuştu zira kaynakta geçen bilgiye göre Eminönü'nden Samatya açıklarına kadar 169 kayık ve teknenin batmış ve etrafındakiler ile içindeki insanlar da denize döküldü. Yine aynı kaynakta denizden 3.000 ceset çıkarıldığı anlatılır ki bu da ne kadar büyük bir fırtınanın çıktığını daha net göstermektedir. 
Durum o kadar vahim hale gelmiştir ki ortalığın cesetten geçilmemesi sebebiyle halk buna büyük tepki göstermiş ve dönemin devlet adamları da cesetleri toplamak için uğraşmıştı. 
Taylesanizade Hafız Abdullah Efendi, bugünkü Haydarpaşa ile İzmit arasında da yüzlerce kayığın battığını anlatıp, o gün yaşanan bu olayın bir kıyamet alameti olduğunu söylemiştir.

1. Abdülhamid az daha boğulacaktı

Yine aynı yıl, aynı padişah yani 1. Abdülhamid döneminde bu sefer birkaç ay sonra yani Ağustos'un 13'ünde bir fırtına daha çıktı ve az daha padişahın boğulmasına sebep olacaktı. 
Padişahlar daima Cuma namazı için büyük ve önemli camileri seçerdi ve Fatih, Ayasofya gibi büyük camilerde namaz kılınır ve Cuma selamlığı yapılırdı çünkü Cuma selamlığı, padişahın halkla ilişki kurabildiği ve dilekçelerin direk olarak muhatab bulduğu halk ilişkileri için en önemli zamandır. 
Babası 3. Mustafa tarafından açılan Üsküdar'daki Ayazma cami açılmış fakat hava muhalefeti sebebiyle kendisinin o tarafa geçip namaz kılması bir türlü nasip olmamış sadece bir defa sadrazamını gönderebilmiştir ki o da güç  bela, fırtına içinde karşı tarafa geçebilmiştir.
 1. Abdülhamid ise Anadolu yakasında Üsküdar'daki Ayazma camiinde Cuma namazını kılmak istediyse de hava muhalefeti ve diğer bazı aksilikler yüzünden birkaç defa bu isteğini yerine getirememişti. Diğer padişahlara nazaran en çok gezen padişah olan 1. Abdülhamid, nihayet 1785'in 13 Ağustos'unda bu isteğini yerine getirmek üzere yola çıktı ve şansına bu sefer hava açık olduğundan Üsküdar'a sağ salim varabildi ve namazını kılıp selamlığını yerine getirebildi. 
Namaz sonrası ise oldukça kalabalık olan mahiyeti ile birlikte dönüş için kayıklara bindiler ve saraya dönmek üzere iken tam da Topkapı Saray'ı açıklarında iken birden bire şiddetli bir yağmur başladı ve kısa süre içinde bu şiddetli yağmur büyük bir fırtınaya dönüştü. 
Fırtına devam ederken içinde padişah ve şehzadelerin bulunduğu saltanat kayığı büyük uğraşlar sonucu güç bela kıyıya ulaştı ve neyse ki başlarına birşey gelmeden karaya çıkabildiler. Fakat arkalarından gelen onlarca kayık ve içinde bulunanlar bu kadar şanslı değildi ve daha geride olan onlarca kayık devrildi, birçok önemli devleti adamı boğulma tehlikesi atlattı ve birçok kişi de orada boğuldu hatta selamlık sırasında padişahı seyretmek için Üsküdar sahiline inen halkın bir kısmı da coşan dalgalara kapıldı. 

Yine aynı gün ise Taylesanizade Hafız Abdullah Efendi'nin tarihine ilginç bir ölüm daha yansıdı. 
Padişahı ve selamlığı izlemek için Boğaziçi tarafına gelenlerden biri de Şehzade Mehmed Camii imamı Yekçeşmizade idi. Yekçeşmizade, fırtına çıktığı sırada sahilde duruyordu ama oldukkça şansız bir şekilde bulunduğu yerdeki ağaçlardan birinin dalları fırtınanın gücüne dayanamayarak kırıldı ve zavallı adamcağızın kafasına düşerek ölümüne sebep oldu.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar