31 Temmuz 2016

Timur ve Yezid'in mezarı hakkında


Timur ve Yezid'in mezarı hakkında


Timurlenk

Timur ile ilgili onlarca rivayet dolaşır. Timur'un tarihi veya bu rivayetlerin hepsiyle ilgili detaylı bilgi vermeyeceğim zira şuan asıl amacım o değil, Şam'a girdiğinde Yezid'in mezarına neler yaptığına ve bu yapılanların bizim kaynaklarımızda nasıl geçtiğine odaklanmak istiyorum.

Daha önce belki duymuş olabileceğiniz bu hadise pek doğal olarak Timur'un kendi döneminde yazılan tarihlerde yahut çağdaş Arap kaynaklarda yer almasa da ilk olarak ondan yaklaşık 80 sene sonra yazılmış olan erken dönem Osmanlı kroniklerinden birisinde yani Oruç Beğ tarihinde geçmekte olup daha sonraları dünyanın en büyük seyyahlarından ve tarihimizin en önemli şahıslarından olan Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinin 9. cildinin 1. kısmında da çok ufak farklar olsa da aynen geçmektedir.
Bu durum, %100 gerçek olup olmadığına şüphe ile yaklaşılması gerekse bile en azından halk arasında bu olayın bilindiğini ve yüzlerce yıl anlatılmaya devam ettiğini işaret etmiş olduğundan önemli bir gösterge sayılabilir.

Şimdi, bu olay ile ilgili olarak yani Timur'un Şam'da neler  yaptığına dair ilk Oruç Beğ'e göz atalım;

1399/1400 yılında Sivas'ı aldıktan sonra o bölgenin en büyük güçlerinden birisi olan Memlükler'in üzerine yürümeye karar verir ve böylece de kendisine karşı o bölgenin en büyük devletlerinin bir ittifak kurmasını engellemek amacıyla Şam'a yürür.
Tabak Ovası'nda yapılan savaşta galip gelip Halep ve Humus'u aldıktan sonra o Humus'da büyük süslü mezarlar olduğunu görüp bunların kime ait olduğunu sordu. "-Hazreti Peygamber'in sahabelerinden Kabulahbar, Velidoğlu Halid ve Ümeyyeoğlu Amr'ındır." cevabını alınca memnun olup bunun yüzü suyu hürmetine bu şehri bağışladı yanlız haraç olarak yahut resmi adıyla vergi olarak aldığı malları bağışlamadı.
Bu olaydan sonra geri dönerek Şam'a yürüdü. Şehri aldıktan sonra Yezid'in mezarını buldurdu ve "ben Yezid taraftarıyım" diyen herkesi çağırttı. Yezid taraftarı olan herkes bunun üzerine koşup geldi fakat Timur'un hile edebileceğini kimse düşünmedi.
Timur, bu Yezid taraftarlarını Ümeyye yani Emevi camine doldurup hepsini öldürttü ve ilerigelen şeyhlerini de orada yaktırdı. Yezid'in mezarını bulup açtırdı, bulduğu kemikleri yaktırıp askerine de mezarına pislemelerini emretti.


Oruç Beğ'de bu şekilde anlatıldıktan yaklaşık 200 küsür sene sonra Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde ise olay daha bir detaylı anlatılmıştır;

Timur, Şam'dakilerin Yezidi mezhebinde olduğunu duyunca Şam'a gelip "Hz. Yezid benim gizlice rabbimdir" diyerek secde edip buraya yerleşecekmiş gibi yapıp daha evvel fethettiği yerlerden aldığı hazineleri ortaya döker. Daha sonra da bir miktar altın ve gümüş kullanarak Yezid'in mezarını İrem Bağı gibi yapmak için mühendisler işe alarak onları çalıştırır ve bu haberinde etrafa yayılmasını sağlar. Haberin yayılması üzerine ise civardaki yezidiler:
"Her kim Yezid'i severse adaklarından ve zekât sadakasından malını getirip hâşâ gizlice tanrı yoluna dağıtsın" diye haber çevreye yayılınca bütün Yezidîler, Dürzî, Teymanî ve Mervanîler taze can bulup, "Bre medet! Timur Sultan bizim Hazret-i Yezid'i severmiş. Şam-ı cennet-meşam içinde bir cennet daha yaparmış ve bizim Hazret-i Yezid'i orada secdegâh edermiş" diyerek ortaya çıkar hatta ortaya çıkmakla kalmayıp yüklü miktarda bağış yaparlar ve hatta toplanan miktar o kadar fazlalaşmış ki kaynak bunu " bir senede o kadar mal geldi ki hesabını Cenâb-ı Bârî bilir" diyerek ifade eder.

İnşaat başlamış gibi gösterildikten sonra Timur o bölgede sözü geçen Yezidilerin ileri gelenlerini Ümeyye Camii içine toplar ve:
"Ey Yezidî âlimleri, sizlerden isteğim odur ki beni everesiniz, zira ben bu Şam'ı taht merkezi edinirim. Bana bir güneş pençesi, açmamış bir bakire olsun ki felekte misli olmaya" der yani başkentini buraya kuracağım ama bu nedenle bana öyle bir bakire bulun ki dünyada eşi olmasın da evleneyim dediğinde orada bulunan şeyhlerden birisi atılıp der ki: "Padişahım! Eğer cariyeliğe kabul edersen benim kızımı yatağınız hizmetine kabul edin"
Timur da "Kabul ettik" deyince tam 40 gün 40 gece düğün yapılır ve bu düğüne o kadar hediye gelir ki meydanda çadır kurulacak dahi yer kalmaz.

Yeniden canlandırma tekniğine
göre Timur'un büstü
41. gün geldiğinde yine herkesi Ümeyye Camii içine toplar ki yaklaşık 48 bin kişinin toplandığı söylenir.
Timur, Hz. Yahya'nın kabri önündeyken herkesin gözü önünde o bölgenin müftüsü olan şeyhin kızının ırzına geçmek istediğinde ise Yezidiler buna razı olmayıp şeyhimizin namusuna halel gelir diyerek karşı çıkarlar ve "Bu kadar halk içinde o açmamış Züleyha'nın avret yerini nasıl açarız" deyince Timur hiddetlenerek "Ya bre melunlar!" bağırır ve siz Yezidiler Kerbela Çölü'nde hz. Hüseyin'i şehit edip mübarek başını mızrağa dikip şehir şehir dolaştırdınız, nice sahabeyi aileleri ile birlikte katlettiniz. Hz. Hüseyin'in ehl-i beytinden olanları çırılçıprak soyup avret yerleri ortada olacak şekilde develere bindirip dolaştırırken Allah o develeri ikiye bölüp de avretlerini örttü ama siz deveden indirip piyade olarak o pis Yezidi asker arasında yürüttünüz. O mübarek insanların ırzlarına leke gelmez miydi ki şimdi çıkmış Yezidi bir melunun kızını nikahla alıp şuracıkta halledeyim dediğimde şeyhinizin ırzınıza halel geliyor. Sizin ırzınız nedir ? diyerek dışarı çıktı ve etraftaki Timur'un askeri Ümeyye Camii'nin kapısını kapattırır. Derhal askerine emrederek topladıkları dünya kadar çalı çırpıyı yığdırır ve caminin dört tarafını tutuşturarak Nemrud ateşi yaktırıp onları orada yakarak öldürür.
Bundan sonra da mühendislerin çalıştığı Yezid'in mezarına gelir ve orada hepsini bir güzel kılıçtan geçirir ve sonra Yezid'in kabrini açtırdığında ise onu halen çürümemiş olan karşısında görünce yanında bulunan bazı askerler ""Sahabe-i kiramdandır. Sultanım affeyle" diye rica etti.
Timur, bunu diyen o 13 askerini de mezara koydurtarak hem Yezid'in cesedini hem de o askerleri kül oluncaya kadar yaktırdı ve sonra da küllerini havaya savurdu. Daha sonra askerlerini çağırdı ve binlerce askerini o mezara işettirdi.
Bütün bunlar bittikten sonra ise askerler gelip hünkarımız o pislikler ile birlikte Ümeyye Camii içinde hz. Yahya da yandı gidip şu ateşi söndürelim deyince dönüp önce ateşi söndürürler sonra Yezidiler'in cesetlerini temizleyip orayı bir güzel güz suyu ve türlü türlü güzel kokular ve sular ile yıkadıktan sonra Yahya'nın mezarını açınca mücevherden altın bir tepsi içinde hz. Yahya'nın başını gören Timur da orada namazını kılar.

Bu olayları naklettikten sonra Evliya Çelebi kendi zamanı için de "Hâlâ o Yezid'in maşadı olduğu yer Koyunkapısı'nın iç yüzünde yolcular geçtikçe Yezid mezarıdır diye işerler" notunu paylaşır ve der ki aynı zamanda halen daha bazı Yezidiler, kendi inançlarına göre Yezid'in biraz olsun azabı diner diye daha önce oraya pisleyenlerin pisliklerini taş yahut eteklerinin parçalarıyla temizlerler fakat bunu yapınca da Yezidi oldukları anlaşıldığından yakalanıp o bölgenin yöneticisi tarafından cezalandırılırlar diye anlatır.

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar