24 Haziran 2016

4. Murad, simyager bir kadın tarafından dolandırılmıştı

4. Murad, simyager bir kadın tarafından dolandırılmıştı

Simyager

Simya birçok farklı amaç için binlerce yıldır insanoğlu tarafından araştırılmış ve yapılmaya çalışılmıştır. Büyük bir çoğunluk ise, simyanın bir şarlatanlık olduğunu söylemektedir fakat ne olursa olsun bu binlerce yıllık uğraş, önceleri çok daha fazla ilgi çekse de zamanla bu ilgi azalmış ve artık hiç umursanmasa dahi halen daha uğraşan az sayıda kitlesi mevcuttur.
İngilizce "alchemy" olarak bildiğimiz simya, ölümsüzlükten hayatın her alanına etki eden iksir çeşitleri üretmek ve belki de en çok da çeşitli kıymetsiz metaller ve hatta toprağı dahi altına çevirerek zenginlik elde etmek isteyenler tarafından kullanılmıştır.İşte anlatacağımız olay da bu son bahsettiğimiz durum ile ilgili.

1623 yılından beri Osmanlı ile İran sürekli olarak savaş halindeydi ve yaklaşık 50 yıldır da devletin otoritesi sallantıdaydı. Savaşlar bitmek bilmiyor, devlet eski gücünü gösteremiyordu. Bütün bunlara son vermek isteyen 4. Murad da bu iş için son büyük bir sefer hazırlığı içerisindeydi ve bu nedenle de orduyu toparladı, Anadolu içinden geçerek Diyarbakır'a gelerek oradan da Revan seferine çıkıp sonra da Bağdat seferi ile Irak üzerindeki hakimiyetini İran karşısında sağlamlaştırdı.

O sıralarda da Diyarbakır'a genç bir kız gelir. Bu genç kız sonradan anlaşıldığı üzere Maanoğlu Fahreddin'in kızı olup, Fahreddin ile iki oğlu yakalanıp İstanbul'a gönderildiğinde daha çok genç olan bu kız, erkek kıyafetleri giyerek kendisini gizler ve atına binerek Diyarbakır'a gelir. Geldiği Diyarbakır'da da simya işi ile uğraştığını anlatıp hatta bazı numaralar yaparak oradaki halkı da buna inandırmıştır. Bölgenin etkili isimlerinden Nakşibendi şeyhi olan Rumiye şeyhi Mahmud'u da buna inandırmış ve yanına çekmiştir ve bunu yaparken de bu işi, babası Fahreddin'den öğrendiğini anlatarak bakırı bir şekilde beyazlatıp gümüş gibi, gümüşü de sarartıp altın gibi göstererek insanları inandırır ve zaten bu gibi durumlar hakkında saflığı ile bilinen şeyhi de gayet rahat biçimde ikna eder.

4. Murad, Bağdat seferi için yola çıktıktan sonra Halep'e gelip mola verir. Bu konaklama sırasında da bahsetmiş olduğum Rumiye şeyhi de padişahı ziyaret edip hürmetlerini gösterdikten sonra hediyelerini takdim eder ve aynı zamanda da işte bu simyacı kızdan bahseder ve:

"Hünkârım! Sana hazine lâzımdır. Bu bilgi evliya sanatıdır. Bu kız, bir yoiia ulaşmış.. Pâdişâhım dilerse, yapsun."

Diyerek padişahtan izin ister ve padişah da, şeyhi tanıyıp ona itimat ettiğinden bu lafına da itimat eder ve "Güzel" diyerek onay verir. Sadece onay vermekle kalmayıp yanına bir görevli verir ve hem malzemeleri temin etmesi hem de bir nevi sermaye olarak kullanması için oldukça yüksek miktarda para ve altın bırakır ve bu kız için de bir imalathane açılır ve bu sırada da padişah, Bağdat seferi için yola çıkar.

Padişahın ayrılmasından sonra bahsi geçen bu kız, parayı da gördüğünden işi iyice savsaklar ve kendisine verilen para ile gününü gün etmeye başlar. Hergün alemler etmekte, Diyarbakır'ın iyi yetişmiş ve musiki bilen gençleri ile gönlünü hoş etmektedir. Yanına görevli olarak bırakılan bir kapıcı ağası dayanamayarak "Bire canım, bu işten bir şey görelim, memur olduğumuz işe başlansun, yine senin kendi zevkiyle meşgul olmana engel yoktur!" diye ısrar edince, bu kız da göz boyamak adına daha önce şeyhi kandırdığı malzemeler gibi az bir miktar hazırlar fakat kapıcı başı bunları görünce hayal kırıklığına uğrayarak: "Bu nasıl iştir? Böyle müzalırefat (süprüntü) padişahlara gösterilir mi? Muayeneye geliir bir şeyin var mıdır?" der.
Kız da "Benim babam bunları para haline getirip memleketinde sarfederdi. Ben imtihana gelür şey de bilirim, ama onu gizli yapaıım" diye cevap verir ve eğlencelerine kaldığı yerden devam eder.
Nice ısrarlar da sonuç vermeyince kapıcı başı durumun vehametini daha doğrusu nasıl dolandırıldıklarını anlayarak derhal bu işletmeyi içindeki eşyalar ile birlikte mühürleyip padişaha şikayet eder.

Bu saf kız ise, nasıl olsa şeyhin kendisini sevdiğini ve padişahın da şeyhe itimadı bulunduğunu düşünerek bu durumu hiç umursamamıştır fakat işin vehameti, padişahın Bağdat seferini bitirip dönüş yolunda şehre uğramasıyla anlaşılır.
Durumu haber alan 4. Murat, durumu haber alınca hiddetlenir ve kapıcı başıya emir göndererek kızı hapsettirir. Ordusu ile birlikte Diyarbakır'a varıldığında da bu kızı boğdurtur ve Şat yani Dicle nehrine attırır. O sırada bu kızın iki de küçük kızı olmuştur, onları da anneleri boğdurarak idam ettirir.

İşte bu da, 4. Murad gibi eli sopalı bir padişahı bile dolandırmaya cesaret eden bir kadının başına gelen ilginç hadisedir.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar