22 Mayıs 2016

Tarihimizde ilk ve tek: Veda seksi

Tarihimizde ilk ve tek: Veda seksi

Bundan birkaç sene evvel, Mısır'da bir ulema verdiği fetva ile ortalığı birbirine katmıştı. Fetvanın konusu ise karısı ölen bir adamın, karısının ölümünü takiben 6 saat içerisinde son bir seks yani veda seksi yapmasının caiz olduğunu anlatan bir fetva çıkartmıştı Şeyh Abdülbâri Zemzemî ve  Mısır başta olmak üzere bütün İslam alemi birbirine girmişti, bazı Arap fıkıhçılar da son 6 saatteki cinsel ilişki hakkının sadece erkeğe değil kadına da helal olduğunu söylemişti.

İşte bu durum ile alakalı rezillik, tarihimizde ilk ve tek örneğini Yavuz Sultan Selim döneminde vuku bulmuş olup, o dönem o dönem patlak veren bu rezillik fena halde yankı uyandırmış ve konu padişaha kadar iletilmek zorunda kalınmıştır.

Çağatay Uluçay'ın 1956'da çıkardığı Haremden Mektuplar kitabında bahsettiği hadiseyi okuyunca da aklıma yukarıdaki fetva geldi ve aşağıda, tarihimizde ilk ve tek olarak yaşanmış olan bu rezilliği anlatmak istedim.


Televizyon tarihinin en büyük yankı uyandıran dizisi yani Muhteşem Yüzyıl'da da bulunan ve yanlış hatırlamıyorsam Burak Özçivit'in canlandırdığı meşhur Osmanlı paşası Bali Paşa da istemeden de olsa bu olayın en önemli aktörlerinden olmuştur.


Topkapı Sarayı arşivinde, Yavuz Sultan Selim'e takdim edilen "Sultan Bayezid gazi ruhiyçün ve Sultan Mehmed gazi ruhiyçün tafahhüs edip yerine koyasız" şeklinde başlayan bir arz mevcuttur ve bu arzda da dönemin Semendire Sancakbeyi Bali Bey'in karısının karışmış olduğu bazı ahlaksız işler yazılmaktadır.
Burada bahsetmekten fayda vardır ki Bali Bey, özellikle Balkanların fethi sırasındaki başarıları nedeniyle ün kazanmış olup Yayhalu Koca Bali Paşa diye ismi anılır olduktan sonra da Belgrad'ın alınması ve özellikle de Mohaç meydan muharebesinin plana uygun şekilde uygulanması ile düşmanın imha edilmesi konusunda gösterdiği büyük başarılar sayesinde oldukça bilinen ve başarılı bir paşa olmuştur ki bu sebeple de ismini halen daha biliriz.

Bunlara karşın, başarılı bir evlilik yapamamıştır zira karısı onun namını ve şerefini lekeleyecek türlü türlü işler etmiş ve bir dolu hınzır maceraya karışmış olup dedikodulardan başını kaldıramamıştır.
Osmanlı hanedanına mensup olduğu biliniyor, İinci Bayezid ile Uzun Hasan'ın torunu olan Ahmed Göde Bey'in kızı olduğu söylense de kimliği tam olarak bilinmemektedir fakat hem ünlü bir paşanın karısı olma hasebiyle hem de ailesi sebebiyle para ve emlak sorunu yaşamıyor, zevk içinde debdebeli ve ihtişamlı bir hayat sürmektedir.
Bu ihtişamlı hayatı sırasında kendisine sürekli olarak adamları vasıtası ile şehrin yakışıklı adamları takdim edilmekte ve bunlar ile gününü gün ederek yaşamaktadır. Tabi o sırada kocası Bali Bey ise sınırda akınlar yapmakla meşgul idi.
İşte bu gününü gün etmeler nedeniyle en nihayetinde daima var olan dedikodular iyice arttı ve bir rezalet patlak verdi. Üsküp'te genç ve gayet yakışıklı bir genç ile beraber iken, bu dedikodulara daha fazla dayanamayan bölgenin kanun adamları bu ikiliyi suçüstü yani sevişirken eskilerin tabiri ile aradan kılıç geçmeyen vaziyette yakalandı.
Her ikisi de kadı efendinin huzuruna çıkartıldı ve soruşturma açıldı. Soruşturma sırasında ise paşanın adamlarından birisi ise bu duruma daha fazla katlanamayıp eline kılıcını alarak odaya dalıyor ve kadının sevgilisi ile altı kişiyi oracıkta doğrayarak katlediyor. Bu iş de kayıtlara "Tutulan oğlanı getirtip birkaç kadılar yanında tafahhuş olunup, ikrar etti, ben dahi katlanamayıp katleydim ve bundan gayri kapıcılardan ve pezevenk avrattan altı kimesne katlolundu..." şeklinde yansıyordu.

Üsküp'teki skandaldan sonra orada daha fazla barınamayacağını anlayan kadın ise İstanbul'a geldi ve zaten maddi açıdan gayet rahat olduğundan hemen bir konak tuttu. Fakat burada da rahat durmadı ve yine dedikodular alıp başını gider hale gelince İstanbul kadısı da nedir ne değildir diye olaya el atma gereği istedi ve soruşturma sonunda da Bali Bey'in karısı ile bu seferki sevgilisi genç bir hafız olan delikanlı kadı önüne getirildi. Kadı, bu aşık hafıza bir güzel sopa çektiriyor ve hem yediği dayak nedeniyle hem de kadının tehditlerinden korktuğu için İstanbul'u terk ederek Edirne'ye yerleşiyor.
Edirne'ye yerleşiyor ama arkasında bıraktığı kadın ise hamile ve doğurmak üzere...! Kayıtlara da "Dellakoğlu demekle meşhur bir hafız oğlanla sevişip andan hamli zaahir olup bir kız dünyaya getirdi..." şeklinde geçiyor.

Kadın ise hafız aşığını bir türlü unutamamış olacak ki sürekli ondan haber almaya çalışırken bir gün bu hafızın sıtma hastalığına yakalandığı haberi geliyor. Haberi alır almaz derhal adamlarını Edirne'ye göndererek, hafızı İstanbul'a getirmeye çalışıyor fakat bu genç ve aşık hafızın ecel vakti gelmiş olacak ki, yolda Babaeski tarafında ölüyor ve adamları da oraya gömüveriyorlar.

İş burada da kalmıyor ve artık sevgisinden gözü dönmüş olan kadın, bu güzel ve zevkli günler yaşayıp alemler ettiği adamı bir türlü unutamadığından ölümüne de inanmıyor ve Babaeski'ye gitmeye karar veriyor. Kendisi salgın hastalık var bahanesi ile kıyafet değiştiriyor ve İstanbul'dan ayrılıp sevgilisinin yanına daha doğrusu mezarına gidiyor. Mezarını açtırıyor ve kaynakta zarif bir ifade ile geçtiği üzere "ona son sevgi duruşunu" yaptıktan sonra yani mezardan çıkartıp son kez sevişiyor veda seksini yerine getiriyor ve oradan tekrar İstanbul'a dönüyor.

Bütün bu olaylar olduktan sonra, bu olayları bilen kişiler bir arz yazısı hazırlayıp bunu da padişaha takdim ediyorlar. Cezasının ne olduğunu bilemiyoruz onunla ilgili bir kayıt henüz yok fakat o dönemde bu gibi işlere bulaşanların kapısına boynuz takılıp katran sürülmesi, işi yapanların da şehirden sürüldüğü yahut çok çeşitli yöntemler ile idam edildiği bilinmektedir.

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar