23 Mayıs 2016

Çelebi Mehmed'in cenazesini nasıl kukla gibi oynattılar

Çelebi Mehmed'in cenazesini nasıl kukla gibi oynattılar

1. Mehmet - Çelebi Mehmet
Çelebi Mehmed yani Sultan 1. Mehmed, Osmanlı devletinin en karışık ve tehlikeli döneminde, kardeşleri ile yaptığı uzun mücadeleler sonrasında tahta geçmeyi başarmış ve otoriteyi sağlamlaştırmak uğraş vermiştir.
Kendisine devletin "bani-i sanisi" yani devletin ikinci kurucusu denmektedir ve yaptığı işlere bakıldığında öyle olduğu da anlaşılabilir.
Ankara savaşının kaybından sonra 15 yaşındayken maiyeti ile birlikte Amasya'ya kaçmış ve toparlanana kadar bir müddet burada kalmıştır ki o dönem yani kardeşlerin birbiriyle yaptığı mücadeleler sırasında hem asker hem de imkan bakımından en zayıf durumda olan şehzade kendisi olmasına karşın, yaptığı akıllı hamleler diplomatik kabiliyeti ve zekası sayesinde kısa süre içerisinde tahta tek başına çıkmaya muvaffak olmuştur.
Tahta geçtiği ilk dönemlerde, Osmanlı'nın kuruluşunda en önemli şey olan gaza ruhu ve teşviki halen daha canlıydı ve Çelebi Mehmed de bu yol üzerinden ilerledi. İlerlediği yol üzerinde de en başından beri kendisine en ço yardımda bulunanlar ise Bayezid Paşa, Hacı İvaz Paşa, Bicaroğlu Hamza Bey gibi bölgede nüfus sahibi ve önemli devlet adamları olup bu sayede de Fetret Devri sırasında "Sultan" ünvanını alabilen tek şehzade kendisidir.
Fetret devri sırasındaki otorite mücadelesi, Amasya ve civarındaki Türkmenler'i itaat altına almak ile başlayıp tahta geçtikten sonraki 8 yılında da bu mücadele daima devam etmiş ve söylenene göre de öldüğünde, vücudunda 30 civarı yara izi vardır.


Tahnit edilen padişah



Çelebi Mehmed tahta çıktığında, tahtta bulunduğu süre boyunca ve hatta öldüğü zaman, Bizans'da bir şehzade daha bulunmaktadır. Mustafa Çelebi yahut Düzmece Mustafa olarak bilinen şehzadenin Bizans tarafından bırakılmaması için senede 300.000 ile 330.000 arasında akçe verilmekteydi.
Ölüm döşeğinde olduğunu anlayan Çelebi Mehmed, kendinden sonra oğlu şehzade Murad'ın tahta geçmesi için devlet adamlarıyla arasını son derece iyi tutmuştu.
1421'de Edirne'de vefat ettiğinde arkasında dört oğlan yedi de kız çocuğu bırakmıştı. Ölümünden hemen önce hastalığı iyice arttığından dolayı Aşıkpaşazade'nin naklettiğine göre "Tezcek ulu oğlum Murad Han'ı getirin" dedi. Çeşnigirbaşı Alvan Beğ'i gönderdiler. Dedi ki: "Ben bu döşekten artık kalkmam ve Murad gelmeden ölürüm. Memleket birbirine karışmadan hazırlık görün. Murad gelinceye kadar benim ölümümü duyurmayasınız" diyerek devletin bekasını düşünüp tekrar bir fetret devrine girmemesi için önlem almaya çalışıyordu.
1. Mehmet döneminde Osmanlı toprakları
Nitekim 1421'de vefat ettiğinde de ortalığın karışmaması ve yine kardeşler arası bir mücadele etmemesi adına, ölümü hemen açıklanmadı ve devlet adamları tarafından 42 gün herkesten saklandı. Bunun için de iç organları çıkarıldı ve vücudu da ilaçlanarak tahnit edilip 42 gün boyunca öldüğü gerçeği saklandı.


Kukla gibi oynatılan padişah


Padişahın cenazesi tahnit edilmiş ve bekletiliyordu fakat kendisinin hasta olduğu bilinmesine rağmen bir süre sonra saray ahalisi özellikle de ocak ağaları, uzun zamandır padişahtan ses çıkmaması üzerine bu işten şüphelenmeye başladılar ve padişah ile görüşmek istediklerini söylediler.

Vezir Hacı İvaz Paşa, Bayezid Paşa ve İbrahim paşa, zor durumda olduklarını anlayıp bir toplantı yaptılar. Hacı İvaz Paşa: "Gelin, kulları hep işe gönderelim. Kapı biraz hafiflesin ondan sonra yapılacak neyse ederiz" dedi ve karar bunun üzerine verildi.
Kararın üzerine bir divan kurdular ve çağırdıkları devlet adamları ile ağalara dediler ki: "Padişahımız İzmiroğlu'nun üzerine gider. Padişah, kullarım varsın, Anadolu Beğlerbeğisi ile Biga'da buluşsun dedi. Çabuk çıkılsın buyurdu" diyerek paşalara ve ağalara, onları uzun süre oyalayacak bir iş verirler. Verilen bu iş ile oyalanırken Kapı'da hergün divan kurulur, memleket meseleleri halledilirdi fakat aynı zamanda yine hergün hekimler girip çıkar ve türlü türlü otlar getirirlerdi.

Bir gün bu hararetli koşuşturmalardan iyice şüphelenmiş olacak ki, Silahdarlar kalabalık olarak paşaların üzerine gelip: "padişahımız hani ? Ne oldu, çıkmaz ?" diye sorarlar. Paşalar da: "Hekimler çıkmaya bırakmıyor" diye cevap verince ağalar da : "Elbette biz dahi padişahımızı görürüz" diye yüklendi ve çaresiz kalan Hacı İvaz Paşa da: "Yarın çıkaralım. Gelin, görün" deme zorunda kalmıştı.

Bu verdikleri güvence üzerine ne yapacağız diye düşünürken, akıllarına daha önce Yıldırım Bayezıd'ın hekimliğini yapmış olan İranlı Kerdüzen gelir. Hemen onu çağırtırlar ve Kerdüzen saraya gelip bir düzenek yapar.
Düzeneğe göre, padişahı çok ışık almayan bir yere koydular ve arkasına da bir oğlan oturttular. Ağalar geldiklerinde de önlerinde asılı olan perdeyi indirdiler ve oğlan kolunu hareket ettirdikçe padişah da sanki yaşıyormuşçasına kolunu hareket ettiriyordu.
Bu kısa şovdan sonra hekim geldi ve ağalara kızarak: "Bırakmazsınız ki padişah iyi ola. Bizim bunca çalıştığımızı zayi edersiniz (boşa çıkartırsınız)" dedi, padişahın yanındaki paşalar da hekimi teyit edinip iyice inandırmak adına: "Hele ümidimiz vardır Allah'tan ki Hak Taala sağlık vere" diyerek ağaları yolu ettiler.
Ağalar giderken son bir kez baktıklarında da, padişahın kendi eliyle sakalını sıvazladığını gördüler ve bunun üzerine tamamen ikna olup, iyi dileklerini ileterek orayı terk ettiler.


Share:

2 yorum:

  1. Tarihimizde çok az kişinin bildiği, ki bunun nedeni az okumamızdır, böyle ilginç ya da inanılması zor gelen olaylarla dolu. Güzel bir yazı olmuş yalnız okunmasını kolaylaştırmak için paragrafları biraz daha yerinde ayarlarsanız çok daha iyi olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, öncelikle bu kadar geç cevap verdiğim için lütfen kusura bakmayın. Sayfanın taşınması vb. gibi konularla uğraşırken yorum kısmıyla ilgili bir değişiklik yapınca daha önceki yorumları göremiyordum, şimdi görmeye başladım :) Tavsiyeniz için de teşekkür ederim, sayfa düzenine daha çok dikkat edip daha düzenli yazılar paylaşmaya gayret ediyorum.

      Sil

Tavsiye Edilen Sayfalar