17 Mayıs 2016

Ca'ber kalesinde yatan kişi ve Süleyman Şah kimdir ?

Ca'ber kalesinde yatan kişi ve Süleyman Şah kimdir ? 

Diriliş Ertuğrul dizisine göre Süleyman Şah
Daha önce pek çok kez yazıldı konuşuldu tartışıldı fakat özellikle son olarak Diriliş Ertuğrul dizisinden sonra günlük konuşmalarda gerek de internette sürüsüyle yanlış bilgiler dolaşmaya başladığından dolayı bu yanlış bilgiyi ve yanlışta ısrar etmeyi düzeltmekte fayda görüyorum ki kendine akademisyen diyen kişiler bile Süleyman Şah şöyle yapmıştır böyle yaşamıştır şurada ölmüştür diye dizinin de popülerliğini kullanarak kitaplar yazmaya, internette özellikle de sosyal medyada tonla yalan yanlış bilgi ve görsel dolaşır hale gelmeye başladı.

Erdungrıl yahut Ertuğrul Gazi hakında yazılan tarihler artık az çok bilinen ve doğruluğu kabul edilen şeyler olmasına karşın ismi ve daha doğrusu kimliği konusunda uzun zamandır tartışmalar devam etmekteydi.

20 Ekim 1921'de o dönemin Büyük Millet Meclis'i ile Fransa hükümeti arasında imzalanan Ankara İtilafnamesi'nin dokuzuncu maddesi gereğince Ca'ber kalesi ve kuzeyindeki Mezar-ı Türk yani Türk Mezarı, Türkiye'ye bırakılmış ve önce 1974'te barajın suları altında kalmaması için yeri değiştirilmiş sonra da malum, Işid belası nedeniyle sınırımızın birkaç yüz metre ilerisine getirilmiştir.

İşte burada yatan Süleyman Şah'ın ise kim olduğu aslında belli değildir. Aşıkpaşazade, Neşri, Oruç Beğ gibi hemen hemen aynı dönemlerde yazılmış Osmanlı tarihleri Süleyman Şah ismini verirken onlardan daha sonra yazılmış olan Şükrullah, İdris-i Bitlisi, Kemalpaşazade, Lütfi Paşa, Hoca Sadeddin ve Gelibolulu Mustafa Ali gibi tarihler de kaynak olarak bunları aldığından Süleyman Şah ismini tekrar etmektedir.
Fakat Ahmedi, Karamani Mehmed Paşa, Enveri, Ruhi gibi kaynaklar ise Gündüz Alp ismini vermektedir.

Süleyman Şah ismini veren kaynakların tartışmalı olmalarının asıl sebebi ise Süleyman Şah'ın ölüm sebebidir zira kaynaklarda geçtiği kadarıyla Süleyman Şah, Fırat nehrini geçerek Diyarbakır'a ulaşmak isterken nehir kenarında atının ayağının balçığa batması hasebiyle suya düşmüş ve kurtulamayarak orada boğularak can vermiştir.
Asıl sorun burada başlamaktadır ve bu konuda ünlü tarihçiler birçok açıklama yapmış olduğu gibi Sorularla Osmanlı İmparatorluğu kitabında Erhan Afyoncu bu konuyu izah ederken genel görüşe göre Anadolu'nun ilk büyük fatihleri olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah ile Sultan Kılıçarslan hakındaki Anadolu Türkleri arasında yaşayan hatıraların Osmanlılar'a intikal ettiği ve bu nedenle bazı Osmanlı tarihçilerinin Süleyman Şah'ı kendi cedleri olarak kabul ettiğini yazar.

Burada temel görüşlerden birisi de burada yatan kişinin Kutalmışoğlu Süleyman Şah olabileceği ve Osman'ın dedesi olarak da isminin buradan gelebileceğidir. Fakat en önemli Selçuklu tarihçimiz Osman Turan, orada yatan kişinin Kutalmışoğlu Süleyman Şah olamayacağını zira mezarının Halep Kapısı'nda olduğunu ve o öldüğü tarihte henüz Caber Kalesi'nin Selçuklular'ın eline geçmediğini belirtir.
Süleyman Şah türbesindeki sandukası
Halil İnalcık da bu görüşe katıldığı gibi Ö.F. Dinçel'i örnek gösterir. Dinçel, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden aldığı belgelere göre Ertuğrul'un babasının gerçekten Gündüz Alp, annesinin de Hayme Ana olduğunu doğrulamaktadır ki Hayme Ana kısmının doğru olduğunu yine arşivden çıkan belgelerin, Hayme Ana türbesinin yapımını doğruladığını kendi kitabında anlatmaktadır.

Son olarak Fırat nehrinde boğulma hadisesine bakar isek de, orada boğulma hadisesi yine Süleyman Şah yahut Kutalmışoğlu Süleyman Şah değil Sultan Kılıçarslan olduğunu belirtmemiz gerekiyor.

Geleneksel soy kütüğü olarak arşivlerde geçen kütüklerde Gök Alp oğlu Gündüz Alp oğlu Ertuğrul Gazi oğlu Osman Gazi şeklinde devam ederken yukarıda saydığım üzere Aşıkpaşazade ve onu kaynak alarak devam eden birkaç kaynağın Süleyman Şah demesini göz önünde bulundurursak, Gündüz Alp ismi bize en doğrusu gibi gelmektedir fakat her ne şekilde olursa olsun Ca'ber Kalesi'nde yatan daha doğrusu yeni yerinde türbede yatan kişinin kim olduğu hiçbir şekilde bilinmemektedir.

Süleyman Şah ismini ise daha sonraları Orhan Gazi döneminde görüyoruz zira Orhan Gazi, bir oğluna Süleyman ismini vermektedir. Bu da bize Osman'ın büyük dedelerinden birinin isminin Süleyman olabileceğini düşündürtmektedir zira bildiğiniz üzere özellikle hanedanda büyük dedelerin ismini vermek gibi bir gelenek olduğu kadar Türk büyüklerinin ismini vermek de bir gelenektir. Fatih'in torunlarına Oğuzhan Korkut veya bazı şehzadelerin daha sonraları Kurt, Kurdoğlu gibi isimler almasından anlayabileceğimiz üzere.


Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

Tavsiye Edilen Sayfalar