25 Nisan 2016

Ah şu Arapça konuşan Osmanlı..

Ah şu Arapça konuşan Osmanlı..

Osmanlıca dediğimiz, İran harflerinden alınan eski Türkçe harfleri
Etrafta sık sık duyarsınız; Osmanlı Türkçe mi konuşuyor ki Arapça konuşup yazıyor. Hatta bazıları işi daha da ileri götürüp Osmanlı Türk değildir diyecek kadar saçmalayabiliyor.

Çok merak ediyorum bunları söyleyenler kaç tane Osmanlı kaynağı okumuş, kaç Osmanlı yazısı görmüş hatta kaç tarih kitabı görmüş ?

Hep karıştırdığımız bir şey var, devletin resmi yazışmaları ve divan edebiyatı ile normalde kullanılan günlük dil.
Bugün yazısı değişmemiş İran veya Arap ülkeleri dahil, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya gibi büyük ve köklü devletlere hatta imparatorluklara ev sahipliği yapmış olan memleketlerde resmi yazışmalarda kullanılan dile kimsenin bakmak aklına gelmiyor bunu söylerken.
Hemen her büyük devletin "ferman" gibi kanunnameleri ve yine uluslararası yazışmaları vardır. Bunlara göz gezdirdiğinizde günlük kullanılan dil ile alakası olmayan oldukça ağır ve ağdalı bir dil kullanıldığını görürsünüz. Özellikle İngiltere Almanya gibi ülkelere bakarsanız eğer metnin yarısından fazlasının Latince olduğunu görebilirsiniz. Zira emperyal dil bunu gerektirir. Büyük ve şanlı devlet geleneği gereğince, kullanılan dil ne kadar ağır ve ağdalı olursa siz de o kadar büyük kudretli ve şanlı gözükürsünüz. Aynı fakirlikten kırılmasına rağmen yapılan o büyüük şatafatlı resmi törenler gibi...

Yine bir diğer konu da divan edebiyatıdır. Adı üzerinde zaten divan edebiyatı yani en üst düzey edebiyattır. Dilde mevcut olan en ağır kelimeleri ve terimleri kullanırsınız ki eserinizi o kadar büyük ve gösterişli kılasınız. Aynı tavuskuşu erkeğinin dişiyi cezbetmek için tüylerini olabildiğince açarak kendini ihtişamlı göstermesi veyahut memeli cinsindeki erkeklerin diğer erkeklere karşı geldiğinde ense tüylerinin kabarması gibi. Gayet basit mantıktır, kendinizi ne kadar büyük gösterirsiniz o kadar kuvvetli ve kudretli olursunuz yani üstün olursunuz. Edebiyatta da bunu olabilecek en ağır dille yazarak yapabilirsiniz.

Günlük kullanılan dilin ise bunun ile yakın uzak alakası yoktur. Ölü bazı kelimeler ve yine zamanla değişen telaffuz dışında 500 sene önce de şuan nasıl konuşuyorsak aynı şekilde konuşuyorduk.
Daha yakın zamandan örnek vermek gerekirse, en basitinden padişahın kızdığında "bre karpuz kılıklı pezevenk" diye küfrettiğini görebilirsiniz.

Aşağıda ise 1572 yılında yazılmış Ayasofya'nın payeleri zamanla hasar aldığı için bunun düzeltilmesi için verilmiş emri görebilirsiniz ki yakın zamana kadar kullanılmış bazı ölü kelimeler ve telaffuz değişimleri dışında günümüz dilinden hiçbir fark yoktur.

"Ayasofya mütevellisine ve Hassa mimarlardan mimar üstad Mehmede
hüküm ki Hâlâ senki Ayasofya mütevellisi sin mektub gönderüb camii
şerif etrahnda bazı payeler haraba müsrif olub kafa tahtaları giru taşdan
olub üzerine tahta kapliyub kiremidi kireç ve horasan ile konlub ve
yahud kurşun ile örtülmek lâzım idüğin ve tuğladan olan payelere dahi
tuğla kerpi olub ve bazı koltukların derzleri açılub ve tahta minare dahi
harab olub tuğla ile yapılmak lâzım idüğin bildirmiş sin îmdi minareye
çıkacak yeri bina olunmak emir idüb buyuıdum ki vusul buldukda
minareye çıkacak yeri vech ve münasib olduğı üzre şimdilik bina etdirüb
harab olan kafa tahtala ı giru taşdan olub üzerlerine tahta yapılub
kiremidleri ve horasan ile koyub tuğladan olan payeleri tuğla kerpi idüb
derzlerin ve sayir meremeti lâzım olanların münasib olduğu üzre tamir
ve termim etdirüb itmamına say'ü ihtimam eyliyesin"
Share:

2 yorum:

  1. 1572 deki bu yazı Latin alfabesi ile mi yoksa arap alfabesi ile mi yazılmıştı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski yazıyla yazılmıştı tabiki. Bu metin ise onun yeni yazıya imla hatalarıyla dahil birebir aktarılmış hali.

      Sil

Tavsiye Edilen Sayfalar